78liler Federasyonu    HAKAN YURDAKULER, BURHAN BARIN, EŞARİ ORHAN ÖLÜMSÜZDÜR.       KIZILDERE’NİN KAN ÇİÇEKLERİNİ UNUTMADIK..       ON’LARI BİR KEZ DAHA SEVGİ VE ÖZLEMLE ANIYORUZ.!       16 MART KATLİAMINI UNUTMADIK...       13 MART 1982 İDAM EDİLEN DEVRİMCİLER ONURUMUZDUR       MART AYI KATLİAMLAR VE DİRENİŞ AYIDIR.       Basına ve Kamuoyuna       Basına ve Kamuoyuna       BASINA VE KURUM TEMSİLCİLERİNE       Laikliği savunmak suç değildir.   

 HABERLER
 SON MEKTUPLAR
 VEYSEL GÜNEY DOSYASI
 16 MART DOSYASI
 İNCİRALTI DOSYASI
 1 MAYIS DOSYASI
 78'LİLER ARŞİVİNDEN
 SERBEST KÜRSÜ
 TANIKLIKLAR
 ÜRÜNLER
 BASINDA 78'LİLER
 AKADEMİ 78
 GENÇ KALANLAR

 VİDEOLAR

 LİNKLER

İzmir   78'liler Derneği

İZMİR 78’LİLER DERNEĞİ´NDEN TEŞEKKÜR

Devrimci 78'liler Federasyonu  Genel Kurul

DAVAYA KATILMAK İSTEYEN LER İÇİN MÜDAHİL DİLEKÇE ÖRNEĞİ

12 Eylül Utanç Müzesi  .

30. SUÇ YILINDA 12 EYLÜL UTANÇ MÜZESİ’Nİ KURUYORUZ!
Üye Girişi
78liler Federasyonu





Emek Haberleri

Hava Durumu

78liler Federasyonu

12 EYLÜL 1980 DARBESİNİN EKONOMİ POLİTİĞİ

18/9/2010

12 Eylül darbesinin 30. yılı dolayısıyla Ankara´da AKADEMİ 78 çerçevesindeki panel ve konferanslarda yapılan sunumlardan biri de Doç. Dr. Mustafa DURMUŞ tarafından gerçekleştirildi.



                                 SÖYLEŞİ :

12 EYLÜL 1980 DARBESİNİN EKONOMİ POLİTİĞİ

DOÇ. DR. MUSTAFA DURMUŞ

 

SORU 1: 12 Eylül darbesini gerçekleştirenler, ülkede o tarihlerde günde ortalama 15–20 kişinin terör olayları sonucunda öldüğüne dikkat çekerek, kardeş kavgasına ve anarşiye son vermek amacıyla bu müdahaleyi yapmak zorunda kaldıklarını açıkladılar. Bu gerekçe ve açıklamalar gerçeği yansıtıyor muydu?

 

12 Eylül 1980 öncesinde ülkede olayların çok tırmandığı-ya da tırmandırıldığı- ve bu olaylar sonucunda ölen sayısının giderek arttığı, bu anlamda da bir anarşi ortamının olduğu doğrudur. Ancak bu durum darbenin yapılması için gerçek neden midir, yoksa kullanılmış bir neden midir, bunu ayrıştırmak gerekir. Bunun için 12 Eylül Askeri Darbesi öncesinde hem dünyadaki hem de Türkiye’deki iktisadi ve politik gelişmelere göz atmak gerekir. Sadece bilimsel bir analizle, darbe gerekçesinin doğruluğu ya da yanlışlığının ortaya konulabileceğine inanıyorum. 

 

SORU 2: 12 Eylül darbesi ile bu yıllarda dünya ekonomisinde meydana gelen bazı gelişmelerin doğrudan ilişkili olduğunu mu söylüyorsunuz?

 

Hem evet, hem de hayır. Evet, çünkü 12 Eylül Askeri Darbesi öncesinde dünyada bir iktisadi durgunluğun yaşandığını biliyoruz. Bu durum, hem metropol kapitalist-emperyalist ülkelerde hem de azgelişmiş, yarı-sanayileşmiş ülkelerde yaşanıyordu.

 

Bunu anlayabilmek için G–7 Ülkeleri olarak da bilinen metropol kapitalist ülkelerdeki iktisadi büyüme hızları / oranları, işsizlik oranları ve kar oranlarının gelişimine bakmak yeterli olacaktır. Örneğin, büyüme hızları 1971–1973 döneminde yılda ortalama %  5 civarında seyrederken, 1974–1977 döneminde % 2,5’ a ve 1978–1982 döneminde: % 2,2’ye gerilemiştir.  Yıl yıl baktığımızda büyüme hızlarının; 1980’da % 1,3; 1981’de  % 1,4 ve 1982’de % 0,4 olduğunu görüyoruz. Yani dünya kapitalizminin ana sürücüsü metropol ekonomiler giderek büyüme momentini kaybetmekteydiler.

 

Kar oranları da benzer bir düşüş içindeydi. Kapitalist ekonomilerin barometresi olan bu oranlar örneğin 1941- 1956 döneminde ortalama % 28 ve 1960 sonlarında  % 29 iken, 1980 başlarında % 17’lere gerilemişti. Yani kapitalizmim krize girmesinin nedeni olan kar oranlarındaki düşüş eğilimi bu yıllarda kendisini gösteriyor ve olası bir krizin habercisi oluyordu.

 

Son olarak, işsizlik oranları bu dönemde çok artmıştı. Örneğin, 1971–1974 döneminde yıllık ortalama % 3,6 olan işsizlik, 1975- 1977 döneminde  % 5,4’e ve 1978–1983 döneminde  % 6,3’ e yükselmiştir.

 

Kısaca, gelişmiş kapitalist ekonomiler 1970 başlarından itibaren uzun sürecek olan bir iktisadi durgunluk içine girmişlerdi. Yani, kapitalizmin altın çağı (1945–1973) sona ermişti ve kapitalistler sürekli büyümekte olan ekonomik artığı emebilecek yeni talep kaynakları bulmakta zorlanıyorlardı.

 

 

 

 

SORU 3: Özellikle 2. Dünya Savaşı sonrasında ciddi bir canlılık-patlama yaşayan kapitalizmin böyle uzun sürecek bir durgunluğa girmesinin ya da sermaye birikim süreçlerinin tıkanmasının nedenleri neydi?

 

Öncelikle kapitalizmin üretim tarzı olarak böyle birikim sorunları üreten bir sistem olduğunun altını çizelim. Bu özellikle sermaye yoğunluğunun artması (sermayenin organik bileşiminin artışı) ile ilgili bir gelişme. Bunun sonucunda da aşırım birikim, aşırı üretim ve yetersiz talep sorunları ortaya çıkıyor. Bunun en tipik örneklerinden birisi 1929 Büyük Bunalımı ve 2008 küresel krizidir.

 

1970’lerin başından itibaren yukarıda söylenenlere ek olarak, metropol kapitalist ülkeleri uzun süreli durgunluğa iten (stagnasyon) bazı faktörler söz konusuydu. Baran ve Sweezy’ e atfen bu faktörleri kısaca şöyle açıklayabilmek mümkündür:

 

Artık, metropollerde, temel sınaî yapının yeni baştan kurulmasına ihtiyaç yoktu  (bunu ancak yeni bir savaş sağlayabilirdi). Otomobil gibi çığır açıcı, ekonomiyi ciddi dönüşümlere uğratabilen yeni gelişmeler olmadı. Bilişim teknolojilerinin dönüştürücü etkisi de yeterli olamadı. Ayrıca gelir ve servet eşitsizliği arttı, yoksulların tüketim talepleri kısıldı, bunun sonucunda zenginler fonlarını reel mal ve hizmetler sektöründen ziyade spekülatif faaliyetlere yatırdılar. Böylece atıl kapasiteler arttı, yeni yatırımlar azaldı. Oligopolleşme sürecinin hızlanması fiyat rekabetinin sisteme sağladığı dinamizmi de ortadan kaldırdı.

 

Böyle bir yapısal durgunluğa, 1973–1974 ve 1979–1980 petrol şokları ile derinleşen bir stagflasyon durumunu da eklenince kriz iyice belirginleşti. Geleneksel Keynesyen maliye ya da para politikalarıyla krizden çıkılabilmesi mümkün olmadı. Çünkü bu politikalar stagflasyonla mücadele için tasarlanmış politikalar değildi.

 

Yani kısaca, 1980’e gelindiğinde artık sermaye birikim sürecindeki tıkanmanın, yeni bir sermaye birikim modeliyle aşılması gerekliliği ortaya çıkmıştı.

 

 

SORU 4: 1980 öncesinde azgelişmiş ülkelerin durumu nasıldı? Bu ülkeler de krizde miydi, yoksa göreli olarak daha iyi durumda mıydılar?

 

1970 ‘lerin sonlarından itibaren azgelişmiş ülkeler de ciddi krizlere girdiler. Ama bu ülkelerdeki kriz bir aşırı birikim krizi olmaktan ziyade, izledikleri büyüme ya da sanayileşme stratejilerinin dışa bağımlı özelliklerinden kaynaklanan bir krizdi. Öyle ki, Türkiye’deki dâhil bu dönemde ülkelerin pek çoğunda izlenmekte olan ithal ikameci büyüme modeli genelde tıkandı. Petrol şokları stagflasyonist koşulları azdırdı. Bunların sonucunda büyük çapta bütçe açıkları ortaya çıktı, enflasyon çok hızlı bir biçimde arttı. Ödemeler bilânçosu kötüleşti.  Bunun paralelinde içerde üretimi sürdürebilmek ve dış borç servisini yapabilmek için dış kaynağa olan ihtiyaç (döviz darboğazı) arttı. İzlenen modelin bir özelliği olarak, ihracat ikincil planda tutulduğundan ihracat gelirleri yeterli olmayınca dış borç krizi doğdu.

 

 

 

 

 

 

Nitekim o yıllarda, 15 en fazla borçlu ülkenin dış borçlarına ait veriler bu durumu teyit etmektedir. 1978 yılında 242 milyar $ olan dış borç stoku altı yılda iki kattan fazla artış göstererek 1984’te 494 milyar $’a çıkmıştır. Faiz ödemeleri ise üç kattan fazla artarak 15 milyar $’dan 58 milyar $’a;  dış borç faiz oranları 1960–1969 döneminde % 5,2 ve 1970–1979 döneminde % 8’lerden, 1980’de  % 14,4’ e ve 1981’de % 16,5’ e yükselmiştir. Dünya Bankasının maksimum % 20–25 olması gerektiğini vurguladığı borç servisi/ ihracat rasyosu  % 40’ a kadar çıkmıştır.

 

Kısaca bu ülkeler bir borç tuzağına düşürülerek, bu ülkelerde yaratılan artı-değer dış borçlanma aracılığıyla uluslar arası finans kapitale aktarılmıştır. İhracat gelirleri giderek borç geri ödemelerine harcandığından bu ülkelerin kalkınma ya da sanayileşmeleri için geriye yeterince kaynak kalmamıştır. Bu durum bu ülkeleri emperyalist sisteme daha da bağımlı kılmıştır.

 

SORU 5: Az önce, 1980’e gelindiğinde sermaye birikim sürecindeki tıkanmanın, yeni bir sermaye birikim modeliyle aşılması gerekliliğinin ortaya çıktığına dikkat çekmiştiniz.   Bu nasıl bir birikim modeliydi ve uluslararası sermaye bunu nasıl ve hangi yollarla gerçekleştirdi?

 

1970’lerde ortaya çıkan ve aşırı birikim sorunlarının neden olduğu ekonomik durgunluk, Vietnam Savaşı gibi bölgesel savaşlar ve askeri harcamaların artırılması dışında temelde üç ana yolla aşılmaya çalışıldı: Üretimin küreselleşmesi, finansallaşma ve neo-liberalizm.

 

Öncelikle küreselleşmenin imkanlarından yararlanılarak, metropol ülkelerdeki sınaî üretim dünyanın ucuz ve örgütsüz, ama belli bir düzeyde verimliliği olan işgücüne sahip bölgelerine kaydırıldı. Böylece, kapitalistler ücretleri düşürerek, çalışma saatlerini artırarak ve işgücü verimliliklerini artırarak hem mutlak hem de nispi artı-değeri artırdılar ve kar oranlarını yükselttiler.

 

İkinci olarak sermayenin organik bileşimindeki artışın sonucunda ortaya çıkan kâr sıkışması ve aşırı üretim sorunları finansallaşmanın hızlandırılıp, derinleştirilmesiyle (bireysel bankacılık hizmetleri ve türev araç piyasalarıyla ) aşıldı.

 

Üçüncü olarak da neo-liberalizm ile sağlanan özelleştirme, serbestleştirme, örgütsüzleştirme ve kuralsızlaştırma uygulamalarıyla sermayeye sınırsız hareket özgürlüğü sağlandı. Bu durum uluslararası finans kapitalin 1980’li yıllardan itibaren dünyada iktisadi ve politik hegemonyasının ilan edilmesi anlamına geliyordu. 1980’lerin sonlarında reel sosyalizmin çöküşü ile bu süreç iyice sağlamlaştırıldı.

 

SORU 6: Uluslar arası sermayenin tasarladığı bu yenidünya düzeninin tek tek ülkelerdeki politik yansımaları nasıl oldu?

 

Uluslar arası sermaye önce 1979’ların başlarında Reagan ve Thatcher’ı ABD ve İngiltere’de iktidara getirdi ve metropol kapitalist ülkeler düzeyinde neo-liberal uygulamalara böylece start verilmiş oldu. Ancak metropol ülkelerle sınırlı kalmayarak, asıl hedef olan azgelişmiş kapitalist ülkelere de (agü)  neo-liberal strateji dalga dalga yayıldı. Türkiye dâhil pek çok agü son 30 yıldan bu yana küresel kapitalizme,  eskisinden daha farklı, ancak daha güçlü bağlarla eklemlendi. Washington Uzlaşması ile IMF ve DB gibi örgütler, verdikleri krediler karşılığında dayattıkları istikrar ve yapısal uyum programları ile AGÜ’leri hem iktisadi, hem de politik, hem de toplumsal olarak yeniden biçimlendirilmeye razı ettiler.

 

Latin Amerika ülkelerinden G. Kore’ye ve Türkiye’ye kadar geniş bir yelpazede uygulattırılan bu politikaların hem içerikleri hem de yol açtığı ekonomik-politik ve sosyal sonuçlar aynı oldu. Bu ülkelerin küresel sermayeye olan bağımlılıkları daha da arttı, halkları daha da yoksullaştı ve kalkınma çabaları rafa kaldırıldı. Pek çoğunda bu programlara karşı oluşacak toplumsal muhalefeti önlemek için askeri darbeler düzenlendi ve askeri diktatörlükler kuruldu.

 

Öyle ki, 1972-1986 arasında Arjantin’de üç kez ( 1976 – 1981: Videla; 1981: Viola; 1981 –  1983: Bignone ) ; Bolivya’da altı kez ( 1978 –  1979: Padilla; 1979: Busch; 1980 – 1981: Mesa ; 1981 : Torrelio ; 1981 – 1982: Torrelio ; 1982 : Calderon ) ; Brezilya’da iki kez (1974 –  1979 : Geisel ; 1979 – 1985 :  Baptista ); G. Kore’de bir kez ( 1980 –  1981 : Chun Doo Hwan ) ; Filipinler’de bir kez ( 1972 –  1986 : Ferdinand Marcos), Şili’de bir kez (1973 –Pinotche) ve Türkiye’de iki kez ( 1971 ve  12 Eylül  1980 – 11 / 1983 : Kenan Evren) olmak üzere 15 civarında askeri darbe ya da darbe girişimi düzenlenerek askeri diktatörlükler kurdurulmuştur.

 

SORU 7: Türkiye’deki 12 Eylül askeri darbesi sadece dışsal dinamiklerle açıklanabilir mi? Darbeye giden süreçte Türkiye’de ne tür içsel dinamikler rol oynamıştır?

 

Diğer ülkelerle (örneğin Portekiz ya da Polonya)  kıyaslandığında Türkiye gibi ülkelerde dışsal dinamiklerin ağırlığının daha fazla olduğu bir gerçekse de, 12 Eylül darbesi tek başına dışsal iktisadi ve jeo-politik dinamiklerle açıklanamaz. İçsel dinamikler olarak, darbe öncesinde özellikle de, 1978’den itibaren giderek yoğunlaşan bir iktisadi krizin ve bunun beraberinde yükselen bir sınıf mücadelesinin neden olduğu bir politik krizin ve egemen sınıfların yönetmede zorlanma durumunun ortaya çıktığı gerçeğini gözden kaçırmamak gerekir.

 

SORU 8: Yani 12 Eylül Askeri Darbesi öncesinde iktisadi kriz ve politik krizin iç içe geçtiğini mi söylüyorsunuz?

 

Evet. Öncelikle, iktisadi krizi ele alalım.  Darbe öncesinde, biraz önce açıkladığım kapitalist dünya sisteminin kriziyle dolaylı bir biçimde ilişkili olan ama aslında, içerde yürütülmekte olan iktisadi büyüme ve sanayileşme modelinin tıkanması sonucu ortaya çıkan bir iktisadi kriz söz konusuydu. Yani, bu kriz 1962’den itibaren uygulamakta olan ithal ikameci büyüme modelinin bir kriziydi. Sanayileşmenin, ekipman ve ara mallarına aşırı dışa bağımlılığı nedeniyle bu kriz dış ödemeler dengesi krizi olarak kendisini göstermişti. Dışarıdan ithal edilmiş olmaktan ziyade, dış krizle ağırlaşmış, ama içerdeki yapının ürettiği bir krizdi. Bu tespitin önemli olduğunu düşünüyorum.

 

SORU 9: 1962–1980 döneminde Türkiye’de uygulanmış olan ithal ikameci modelin iktisadi ve politik kriz nedeni olduğunu söylüyorsunuz, bu modelin hangi özellikleri böyle bir sonuca yol açmıştır?

 

Öncelikle, bu modelin en azından Türkiye’deki uygulanan biçiminde, tüketim malları artık ithal edilmiyor, yerli olarak üretiliyor, bu malları içerde üretmeye yarayacak fabrika, ekipman ve bir kısım ara malı ve hammadde ithal ediliyordu. Yani, Türkiye, 1960 öncesi gibi sadece ticari bir ortak olarak değil, başlangıçta montaj sanayi alanında, dışa bağımlı üretim yapan bir yarı-sanayileşmiş ülke olarak emperyalizmle ilişkilendirilmişti.

 

1960’lara gelindiğinde böyle bir yeniden ilişkilendirmenin sınıfsal alt yapısının oluştuğunu ve buna uygun devlet politikalarının da şekillendiğini görmekteyiz. Öyle ki, kökleri İttihat ve Terakki ve Jön Türkler hareketine kadar uzanan ve asıl olarak da 1923’ ten bu yana bir devlet politikasına dönüşen milli burjuvazi yaratma amacına uygun olarak; büyük toprak sahipleri, yabancı şirketlerin temsilciliğini alan tüccarlar ve eğitilmiş insan gücünden (başta KİT’lerde çalışan mühendisler) oluşan bir yeni sanayi burjuvazisini yaratılmıştı.

 

Bu kentli ve taşralı burjuvazi, talep yönünden, özellikle lüks tüketim malları için ciddi bir talep kaynağıydı, ama döviz darboğazı bu malların ithalatını kısıtlıyordu. Arz yönünden ise, bu yeni sanayi burjuvazisi, dayanıklı tüketim malları alanında yabancı sermaye ortaklığı, lisans veya know how anlaşmalarıyla büyük sanayi girişimlerini kurmuştu.  Devlet de, demir-çelik, bakır, alüminyum, petro-kimya, inşaat malzemeleri gibi temel ara mallarında bir ithal ikameci sanayileşmeye gitmiş ve bu tür ara mallarını çoğu kez maliyetlerinin altında fiyatlarla özel sektöre sunarak özel sermaye birikimini hızlandırmıştı.

 

İşte böyle bir sınıfsal temele sahip olan sermaye birikim modeli 1970’lerin sonlarına doğru tıkandı ve krize girdi. Öncelikle Model, teknoloji, girdi ve aramalı ithalatına olan bağımlılığı artırdı. Çünkü bu modelde üretimin sürdürülebilmesi için daha fazla ithalat yapılması gerekli.

Üretimin artırılabilmesi için ise sürekli olarak daha fazla döviz gerekli. Diğer yandan, iç pazara dönük küçük ölçekli üretim ihracatı ikincil plana attığından, girdi ithalatı ve teknoloji transferi için gerekli olan döviz yeterince sağlanamıyor. Bunun sonucunda, üretimi sürdürebilmek için borçlanmaya gidiliyor, ama borçlanmanın da bir sınırı var. Sonuçta, modelin teknolojik bağımlılığı pekiştirmesi Türkiye’de ekonomik büyümenin belirli aşamasından sonra modelin tıkanması sonucunu doğurmuştur.

 

Nitekim 1980’in hemen öncesindeki verilere baktığımızda iktisadi krizin varlığını tespit etmek kolaylaşmaktadır.  1974–1977 canlılık dönemi olarak da bilinen kriz öncesi dönemde

reel büyüme oranları yılda ortalama % 7,3; yatırımların GSYH içindeki payı yılda ortalama % 23 ve enflasyon oranı yılda ortalama % 20 dolayındaydı. Buna karşılık krizin patlak verdiği yıl olan 1978 ile 1980 arasında reel büyüme oranları yılda ortalama % 0,9’a; yatırımların GSYH içindeki payı % 19’a gerilerken, enflasyon oranı yılda ortalama  % 75’e fırlamıştır. Bu yıldan itibaren gelir dağılımı kentli çalışanlar ve köylüler aleyhine hızla bozulmaya başlamış, petrol fiyatları hızla artmış, döviz aşırı değerlenmiş, kamu sektörü açıkları hızla büyümüştür. Bunun sonucunda cari denge 1973’te 534 milyon $ fazladan,  1977’de 3,431 milyar $ açığa (eksiye) dönmüştür. Bu açık ise kısa vadeli dış borçlanma ile kapatılmaya çalışılmıştır. Bu gelişmeler sonucunda yabancı kreditörlerin de artan endişeleriyle birlikte dış borç krizi patlak vermiştir.

 

 

SORU 10: 1980 öncesinde uygulanmış olan ithal ikameci sanayileşme-büyüme modelinin geliri daha adil bölüştürdüğü ve halkçı-popülist olduğu söylenir. Buna katılıyor musunuz? Bu yanıyla da model kriz üretmeye yatkın mıydı?

 

Model bir dışa açılma modeline göre daha adil bir gelir bölüşümünü esas almaktaydı. Çünkü

sanayileşme iç pazara ve iç tüketim harcamalarına yönelik olduğundan, ücretlerin ve tarım kesimi gelirlerinin belirli bir düzeyde olması gerekliydi. Halkın satın alma gücü artarak sürmeliydi. Bunun için de toplam gelirin daha büyük bir kısmı bu harcamaları yapacak olan kesimlerin, halkın elinde olmalıydı.

 

İç pazar büyüdüğünde özel sektör de, yatırımlarından sağlayacağı kârlarını realize edebildiğinden, kriz patlak verene kadar sermaye çevrelerinden modele ciddi bir tepki gelmemiştir. Ayrıca o yıllarda bir sistem olarak güçlü bir şekilde varlığını sürdüren reel sosyalizm olgusu ve Batı ülkelerindeki sosyal devlet uygulamaları böyle bir gelir bölüşümcü stratejinin toplumsal meşruiyetini artırmıştır.

 

Nitekim döneme ait istatistiklere bakıldığında, Korkut Boratav’a göre 1980’e kadar, özellikle de sendikal hareketin militanlaşması neticesinde, ücretlilerin payı, verimliliklerindeki artış kadar olmasa da, artmış, buna karşılık sanayi kârlarının payı azalmıştır. Gülten Kazgan’a göre, 1978’e kadar milli gelir içinde maaş+ücretlerin payı % 35, tarımsal gelirlerin payı % 30 ve sermaye gelirlerinin payı  % 35 olmuştur.

 

1980 sonrasında ise, Boratav Hoca’ya göre, 1988’e kadar imalat sanayideki ücretler % 30, çiftçi gelirleri % 39 oranında gerilemiş ve örneğin çiftçiler, 12 Eylül sonrasında, 1929 bunalım dönemindekinden (% 24) daha ağır bir kayba uğramıştır. Keza, tarımsal gelir indeksi (1978=100 iken), 1980’de 84 ve 1985’te 76 olmuş, 1970–1977 döneminde tarım lehine % 24 iyileşmiş olan iç ticaret hadleri, 1980–1985 yılları arasında tarım aleyhine olmak üzere % 29 oranında kötüleşmiştir.

 

Solda yer alan iktisatçıların bu hesaplamaları sağda yer alan ana akım iktisatçıları tarafından da doğrulanmaktadır. Bunlardan  Celasun ve Rodrik,  , 1978 yılında finans dışı KİT’lerde çalışan ücretlilerin KİT hasılasından aldıkları payı %  52’ye çıkartarak dönemin en yüksek oranına eriştiklerini, ancak bu payın bu tarihten sonra sürekli bir düşüşe geçerek; 1980’de % 33,8, 1981’de % 27,1, 1982’de % 22,7 ve 1983 yılında % 21,5’e gerilediğini ileri sürmüşlerdir. Aynı dönemde bu işçilerin reel ücret indeksi (1983=100) 1978’te 100 ve 1983’te 59,2 olmuştur

 

 

Yine Celasun ve Rodrik’e göre, Bu dönemde hane halklarının aldıkları pay cinsinden hesaplanan gelir bölüşümü de hızla kötüleşmiştir. Öyle ki, en yoksul % 40’lık nüfusun milli gelirden aldığı pay 1978 yılında % 10,1 iken, 1983 yılında % 9,5’e gerilemiş, en zengin % 20’lik nüfusun payı bu tarihlerde % 54,7’den, % 56’ya çıkmıştır. Gini Katsayısı 0,509’dan 0,522’ye yükselirken, en üst gelir grubu ile en alt gelir grubu arasındaki fark 42 kattan 47 kata çıkmıştır. Yoksul nüfusun oranı artmış;  12,000 TL’nin altında gelir elde edenlerin oranı 5 puan artarak % 25’ten % 30’a çıkmıştır (beşte bir oranında artış). Kısaca, 12 Eylül Askeri Diktatörlüğü döneminde gelir bölüşümü hızla kötüleşmiş, yoksulluk artmıştır.

 

SORU 11: 1980 sonrası ile kıyaslandığında, ithal ikameci dönemdeki sendikal hak ve örgütlenme özgürlüklerinin ve işçi ücretlerinin göreli yüksekliğini nasıl açıklıyorsunuz?

 

 

Bu modelde işçi ücretleri bir maliyet unsuru olarak ele alınmaktan ziyade, toplam efektif talebin bir parçası olarak görülür. Dolayısıyla da toplam talebin önemli bir bileşeni olan reel ücretler yüksek olmak durumundaydı. Diğer taraftan, modelin aynı zamanda enflasyonist bir model olması nedeniyle, enflasyon artışları ücret artışı taleplerini sürekli kılmış ve sendikalaşma yönündeki eğilimleri güçlendirmiştir. Sanayileşme iç pazarın sınırına ulaşıncaya kadar ücretler üzerindeki baskı fazla olmamıştır. Ancak, model tıkanınca ücretler üzerindeki baskılar artmış ve emek gelirlerini baskılamaya dönük politikalara geçilmiştir.1980 sonrası dışa dönük modelde, dış pazar önemli olduğundan, emek lehine gelir bölüşümcü politikalara yer verilmemiştir.

 

Türkiye’de 1980 öncesindeki ücret politikaları, sendikalaşma ve kamu kesimindeki istihdam politikaları bir yönüyle buna hizmet etmiştir. Sosyal güvenlik sisteminin geliştirilmesi ve Toplu Sözleşme ve Grev Hakkı Kanunu (1963) gibi düzenlemeler bu durumu güçlendirmiştir. Bu durum, 12 Mart ve 12 Eylül Darbelerinden farklı özellikler taşısa da ,kendisi de bir askeri darbe olan 27 Mayıs Askeri darbesi sonrasında hazırlanan 1961 Anayasasının ücretli ve sendikal örgütlenmeler lehine olan düzenlemelerinin ardındaki gerekçelerden en azından birisini oluşturmaktadır diye düşünüyorum.

 

 

SORU 12: Siyasal rejimin popülistliği ?

 

Modelin siyasal rejimi popülistti, çünkü büyük toprak sahipleri ve ticaret ve sanayi burjuvazisinden oluşan egemenler bloğu ile oy hakkı nedeniyle belli bir gücü olan halk arasındaki bir dengenin varlığına dayalıydı. Yani, ithal ikameci strateji böyle bir dengenin ürünü olmuştur.

 

SORU 13: 24 Ocak 1980 Kararları kaçınılmaz mıydı?

 

Modelin bir diğer özelliği yüksek enflasyon oranlarıyla birlikte yürümesiydi. İç talep yüksek tutulurken, ithalatın darboğazda olması enflasyon artışlarını getiriyordu. Nitekim 1972–1977 döneminde ortalama yıllık % 20 olan enflasyon oranı, 1978–1980 döneminde % 75’e fırlamıştır. Enflasyon ise, ithalatı özendirmiş, ihracatı caydırmış,  dış ticaret açığını artırıp ödemeler bilânçosunu bozmuştur. Öyle ki, cari açık; 1973’te % 2,4, 1975’te % 5,1 ve 1977’de  % 7,1 olmuştur. Açık artınca dışarıdan borçlanmaktan başka bir çare  kalmamış ve bu durumda sermayenin güdümündeki hükümet için tek çıkış yolu IMF ve Dünya Bankası’nın kapısını çalmak olmuştur. Bu da 24 Ocak Kararları olarak da bilinen İstikrar Tedbirleri’yle sonuçlanmıştır.

 

Bir başka boyutuyla, Ocak 1980’e kadar uygulanan pragmatik politikalarla sistem krizden çıkamamış, ekonomi küçülmüş, enflasyon artmıştır. Artan enflasyon sabit gelirlileri vurmuş, gelir dağılımı daha da bozulmuş ve yaşam koşulları kötüleşen işçi sınıfı ve emekçilerin muhalefeti yükselmiştir.

 

Yüksek enflasyon ve döviz darboğazı sanayi burjuvazisi için hem artı-değer oranının düşmesi ve kârların azalması, hem de kârların fiilen realize edilememesi anlamına geliyordu. Diğer taraftan, artı-değeri artırma çabaları işçilerin direnişleri ve grevleriyle sonuçsuz kalıyordu. 11 Eylül !980 tarihi itibariyle 50 bini aşkın işçinin grevde olması bu durumu doğrulamaktadır. Bu nedenle de Darbe öncesinde büyük sermayenin örgütü TÜSİAD bu gelişmelere son verilmesi çağrısı yapmış, Darbe sonrasında TİSK başkanı Halit Narin ise “ bugüne kadar işçiler güldü, bundan sonra bizler güleceğiz” . açıklamasını yapmıştır.

 

SORU 14: Yani, “sadece iç ve dış kriz değil, krizlerin daha da sertleştirdiği sınıf mücadelesinin artması ve giderek sistemin egemenlerini tehdit etmeye başlaması Askeri Darbeyi gündeme getirmiştir”, diyebilir miyiz?

 

Kanımca sınıf mücadelesinin ve toplumsal muhalefetin yükselmesi, buna karşılık sermayenin o ana kadar aldığı tedbirler ya da hayata geçirdiği uygulamaların yetersiz kalması,  diğer taraftan 24 Ocak Kararlarının normal bir yönetim altında uygulanmasının zorlukları sonucunda daha da yükselen bu mücadelenin önünü kesebilmek adına egemenlere, askeri bir darbeden başka bir yol bırakmamıştır. Nitekim G. Kore örneğinden de görüldüğü gibi işçi sınıfı mücadelesinin yükselerek sistemi tehdit eder bir noktaya geldiği noktada, karşı devrim olarak askeri darbeler düzenlenmiştir.

 

Türkiye’de 1979 ortasından itibaren yönetenlerin giderek yönetmede zorlanmaları bu sürecin hızlanmasına neden olmuştur. Haziran 1979’da IMF ile yeni bir standby imzalanmıştır. Ekim 1979’da Süleyman Demirel, MSP ve MHP’nin desteği ile hükümeti kurmuş ve Demirel Hükümeti istikrar programı hazırlaması için MESS ve Sabancı Holding yöneticisi,  IMF ve DB ile çok iyi ilişkilere sahip Turgut Özal’ı görevlendirmiştir. Ocak 1980’da 24 Ocak Kararları yürürlüğe konulmuştur. Ancak bu kararlara işçi sınıfının tepkisi sert olmuş, grev ve direnişler artmıştır. Nisan 1980’de Fahri Korutürk’ün cumhurbaşkanlığı dönemi sona ermiş, Cumhurbaşkanlığı seçimleri kilitlenmiştir. Haziran 1980’de IMF, 3 yıllık stand by’ı onaylamış ve faiz oranları serbest bırakılmıştır.

 

Bir yandan yükselen bir sınıf mücadelesi, grevler, direnişler, boykotlar, diğer yandan sivil faşist güçlerin silahlı saldırıları ve kontr-gerilla destekli kitle katliamları (1 Mayıs 1977, 1978 K. Maraş katliamı, Çorum ve Sivas Katliam girişimleri ve diğerleri), bunun sonucunda doğan bir anarşi, halkın gözünde birilerinin gelip buna son vermesi ve huzuru sağlaması biçimindeki bir arayışı da canlı tutuyordu. Daha sonra ortaya çıkan belgeler ışığında, Darbecilerin, CIA’nın  aktif desteğini de arkalarına alarak, bu süreci çok iyi yönettiğini ve “sabırla bardağın taşmasını” bekleyerek, üretimi kesmemek için bir hafta sonu, Darbeyi nasıl gerçekleştirdiklerini ortaya koymuştur. Darbeyi Amerikalılar “bizim çocuklar yaptı” biçiminde duyururlarken, Askeri Cunta 24 Ocak Kararlarının mimarı olan Turgut Özal’ı Başbakan Yardımcısı yapmıştır.

 

SORU 15: Genelde 12 Eylül Darbesi 24 Ocak Kararları ile ilişkilendirilir ve bu kararların hayata geçirilebilmesi için yeni bir rejimin gerekli olduğu, bu nedenle de 12 Eylül Darbesinin bunu gerçekleştirdiği savunulur. Bu kadar önemli olan 24 Ocak Kararları neydi?

 

 

Öncelikle vurgulamalıyız ki, 24 Ocak Kararları’nın uygulatma ihtiyacı, 12 Eylül Darbesinin temel nedenlerinden birisi olsa da tek nedeni değil. Darbe tarihinden günümüze kadar geçen 30 yılda hayatın her alanını adeta belirleyen bir darbeyi tek başına alınan bir dizi karara  indirgemek doğru değil. Olayın arkasında; dışarıdaki ekonomik kriz, İran Devrimi, Afganistan’ın işgali, ABD’nin kurmaya çalıştığı yenidünya düzeni, neo-liberalizm ve uluslar arası sermaye hareketlerinin gücü gibi çok sayıda faktör var. 24 Ocak Kararlarını bunlarla birlikte ele alıp düşünmek ve küreselleşme finansallaşma ve neo-liberalizm üçgeninde Türkiye’ye biçilen rolün ilk adımı olarak değerlendirmek gerekir. Çünkü 30 sene önce başlatılan bu süreç bana kalırsa hala sürmekte ve AKP Hükümetinin uygulamalarıyla da pekiştirilmektedir.

 

Kısaca, 24 Ocak Kararları Türkiye’nin 1980 sonrasında emperyalist-kapitalist sisteme yeni bir eklemlenme biçiminin başlangıç kararları ve uygulamalarıdır. Bu kararlar aslında iktisadi ve politik kriz içindeki azgelişmiş ülkelere IMF ve Dünya Bankası (DB) tarafından 1970’li yıllarda önerilmiş olan IMF patentli İstikrar Önlemleri ve DB’ nın yapısal Uyum- Uyarlama Politikalarını içeren bildik bir programdır. Bu programın kabaca iki temel iktisadi hedefi vardı : (i) Ekonomik istikrarın sağlanması  (hızlı bir fiyat istikrarı sağlamak) ve (ii) Serbestleştirme ve yapısal uyarlama politikalarıyla dışa açılmayı artırarak, Türkiye ekonomisini küresel kapitalist Merkez’lere daha sağlam bağlarla bağlamak.

 

Boratav Hoca,  bu programın istikrar programı olmanın çok ötesinde bir program olduğundan hareketle, bütünüyle hayata geçirilebilmesi için rejim değişikliğinin gerektirdiğini vurgulayarak, 12 Eylül askeri darbesinin varlık nedenini açıklar. Kazgan Hoca’ya göre Program, ABD kaynaklı bir projenin Türkiye ayağıdır. Kısa sürede istikrara dönmeyi ve borç ödeme gücüne tekrar kavuşmayı amaçlasa da, bir çeşit “avamlaştırılmış liberal ideolojiyi” insanlara aşılama, değer yargılarını buna göre değiştirme söz konusudur.

 

 

SORU 16: Programın iktisadi olarak ana hedeflerinden birisinin ithal ikameciliğine son vererek ekonomiyi dışa açmak, ihracat pazarlarına yöneltmek olduğunu anlıyoruz. Bunun için hangi tedbirler alınmıştı?

 

Ekonomiyi dışa açmak için alınan tedbirlerin başında döviz giriş ve çıkışları üzerindeki sınırlamaların azaltılması ve aşamalı olarak serbest bırakılması geliyor. Paralel bir biçimde, Ocak 1980 büyük devalüasyonunun ardından, Mayıs 1981’den 1983’e kadar mini devalüasyonlar yapıldı, ihracatta vergi iadesi, kredi sübvansiyonları ve ihracatta kullanılan ithal maddelerin vergiden muafiyeti gibi ihracat teşvikleri verildi. İhracatın asıl olarak dış ticaret sermaye şirketleri aracılığıyla gerçekleştirildiği bir modele geçildi. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını özendirici önlemler alındı.

 

Bunun sonucunda ihracat hızla arttı (bir kısmı hayali olsa da). İhracatın milli gelir içindeki payı 1980 ‘de % 6,3’ten 1985’te % 21,5’e yükseldi. Bu dönemde ithalatların da ciddi bir biçimde artış gösterdiği dikkate alındığında, 24 Ocak Kararlarının Türkiye’yi dış ticaret aracılığıyla nasıl küresel kapitalist sisteme eklemlediğini göstermektedir.

 

Ancak dışa yönelmenin olmazsa olmazı, reel ücretlerin ve tarımsal fiyatların baskı altında tutulmasını sağlayan emek karşıtı gelir politikalarıdır. Özellikle 12 Eylül Askeri Darbesinin ardından reel ücret ve çiftçi gelirlerini baskılayarak üretimi iç pazardan dış pazarlara yöneltebilmek için;  sendikal faaliyetler yasaklanmış, baskılanmış; ücret artışları yapılmamış ya da geciktirilerek ve yetersiz bir oranda yapılmıştır. Kamu çalışanlarının maaşlarında reel indirimlere gidilirken, tarımsal destekleme fiyatlarındaki nominal artışlar durdurulmuştur. Bu dönemi araştıran Özmucur’a göre (1992),  1988 yılına gelindiğinde reel ücretler 1977 düzeyine göre genelde % 55, imalat sanayinde ise % 20 oranında azalmış, iç ticaret hadleri tarım aleyhine olmak üzere ise %  50 oranında bozulmuştu.

 

Dışa yönelme stratejisinin ana unsurlarından bir diğeri serbestleştirme ve uluslar arası piyasalarla bütünleşme girişimleri olmuştur. Bu bağlamda bütüncül bir serbestleştirmeye (de-regülasyon) aşamalı olarak gidilmiş; sınai ürün piyasası de-regüle edilmiş (başlangıçta, kömür, gübre, elektrik istisna tutuldu),  1980 ortalarında faiz oranları serbest bırakılmış, ithalat serbestleştirilerek, ithalattaki kota listeleri kaldırılmıştır (1981 ve 1984). Uluslar arası finans piyasaları ile bütünleşmeyi sağlayabilmek için de Sermaye Piyasası Kurulu (SPK ) kurulmuş, 1983’te Menkul Kıymetler Borsası için yeni bir sistem ve 1986’da Interbank Para Piyasası oluşturulmuştur.

 

 

 

 

 

 

SORU 17: Programın özellikle de IMF ayağının önemli bir hedefi ekonomik istikrarın sağlanmasıydı. Bunun nedeni neydi ve buna yönelik ne tedbirler alınmıştı?

 

Öncelikle, sanayi sermayesi için fiyat istikrarının çok önemli olduğunu vurgulayalım. Çünkü ancak istikrarlı bir ekonomik yapı altında sürdürülebilir üretim artışlarını gerçekleştirebilir. Böylece sermaye karını realize edebilir ve sermaye birikimini sürdürebilir. Oysa enflasyon biçimindeki istikrarsızlıklar kaynak tahsisini bozduğundan, kredi faiz oranlarını yükselttiğinden, ödemeler dengesi sorunlarına neden olduğundan özel sermaye birikimini ve karların realizasyonunu kesintiye uğratır. Keza, sermayesini servet biçiminde biriktirenler için de enflasyon servetlerinin reel değerinin düşmesi demektir. Ayrıca enflasyon, reel ücret artış taleplerini canlı tutup, sendikal örgütlenmeyi ve mücadeleyi de artırdığından stokçular, karaborsacılar ve rantiye kesimi dışında özellikle sanayici işverenler açısından çok fazla tercih edilmez.

 

24 Ocak Kararları ile fiyat istikrarını sağlayabilme doğrultusunda, istikrarsızlığın temel nedenlerinden birisi olarak görülen KİT’lere dönük bir dizi operasyon başlatılmıştır. IMF politikalarının ardındaki “Finansal Programlama Modeli” olarak da bilinen monetarist felsefeye uygun olarak KİT’lerin etkisizleştirilmesine yönelik olarak; KİT ürünlerine verilen sübvansiyonlar kaldırılmış, KİT ürünlerinin fiyatlarına sürekli zam yapılmıştır. Hazine KİT yatırımlarına olan desteğini çekmiştir. KİT’ler iç ve dış borçlanmayla finansmana yönelmek durumunda kalmıştır. Faiz yükü bu işletmelerde yatırımları durdurma noktasına getirmiş, teknoloji aşınmış ve verimlilikler düşmüştür. Yeni işçi alımı durdurulmuş ve reel ücretler düşürülmüştür. Ayrıca, KİT’lerin piyasa kurallarına göre davranması esası getirilmiş ve özelleştirme çalışmalarıyla, kamunun küçültülmesi süreci başlatılmıştır.

 

Kuşkusuz, fiyat istikrarına yönelik tedbirler bunlarla sınırlı değildi. Sadece kamu sektörüne değil, özel sektöre açılan kredilere de üst sınır konulmasını sağlayan ve para arzının kontrol edilerek enflasyonun aşağıya çekilmesi biçimindeki monetarist önlemler ve daraltıcı para politikaları da bu dönemde uygulanmıştır.

 

Bu tedbirlerin sonucunda 1980 yılında  % 104 olan enflasyon oranı 1986’da % 33’e gerilemiştir.

 

SORU 18: 12 Eylül Cuntasının yaptığı ilk düzenlemelerden birisinin Gelir Vergisi alanında yapılan değişiklik olduğu bilinir. Bu değişiklikle gelir vergisi tarifesi yeniden düzenlenmişti. Bu, bazılarınca ileri sürüldüğü gibi sabit gelirlileri korumaya dönük bir değişiklik miydi, bu dönemde vergileme alanında başka düzenlemeler yapıldı mı?

 

Bu konudaki en iyi araştırmalardan birisi Prof. Dr. Oğuz Oyan’a ait. Yazarın “Dışa Açılma ve Mali Politikalar Türkiye: 1980–1985” adlı kitabında yer alan bir çalışmaya göre, 12 Eylül sonrasındaki ilk vergi düzenlemelerinden olan ve gelir vergisi tarifesinin 2500 TL olan ilk diliminin dört kat artırılarak 1,000,000 TL’ye yükseltilmesi, sanıldığı gibi düşük gelirlilerin ortalama-efektif vergi yükünü azaltmamış, artırmıştır.

 

Değişiklik emekçilerin vergi yükünü hafifletmekten ziyade bir zorunluluktu. Çünkü, % 100 dolayında bir enflasyon altında artan nominal ücretler nedeniyle çalışanlar tam bir mali sürüklenme yaşıyorlardı. İdare açısından, enflasyonun neden olduğu bu durumu düzeltmek gerekiyordu. İkincisi ve daha da önemlisi bu yükseltme yapılırken, bu kesimin vergi oranı da % 40’a yükseltildi. Bu düzenlemeyle yaklaşık 2 milyon kamu ve özel sektör emekçisi % 40 gibi yüksek bir gelir vergisi oranından vergilendirilmeye tabi tutulmuştur.

 

Bu dönemde yapılan diğer vergisel değişikliklerle, ihracatçı şirketler ve finansal aracılık kuruluşları için vergi teşvikleri getirilmiş, kurumlar vergisi mükelleflerine bir dizi muafiyet ve istisna sağlanmış, artan oranlı gelir vergisi tarifesi giderek etkisiz hale getirilmiş, ücretlileri yakından ilgilendiren genel indirim uygulamasına son verilmiş (1986 ), stopaj uygulaması emek gelirlerinin vergilendirilmesinde yaygınlaştırılmış, Katma Değer Vergisi’ne (KDV) geçilerek dolaylı vergilerin uygulama alanı genişletilmiş (1985), vergi affı çıkartılmış (1983) ve Servet Beyanı gibi bir öz-denetim mekanizmasına son verilmiştir (1984).

 

Bu politikaların sonucunda toplam vergi yükü 1980’de % 17’den 1985’te % 14’e düşmüş, sermayenin üzerindeki vergi yükü azaltılarak emek üzerine kaydırılmış ve böylece vergi politikaları iç talebi baskılamanın bir aracı olarak kullanılmıştır. Ortaya çıkan bütçe açıkları ya kamu harcamaları (özellikle de sosyal harcamalar) kısılarak ve KİT zamlarıyla ya da iç borçlanmayla kapatılmıştır. Bunun sonucunda kamusal yatırımlar ve kamusal istihdam azalmıştır. Bu bağlamda, 12 Eylül Askeri Diktatörlüğü’nün dayandığı sınıfsal tabanın net ve açık bir biçimde sermaye sınıfı olduğu kesindir. Zaten Cunta sermaye sınıfı ile yakın ilişkisini gizlemek ihtiyacı hissetmemiştir.

 

 

SORU 19 : 12 Eylül Askeri Diktatörlüğü ile pekiştirilen 24 Ocak Kararları amacına ulaştı mı? Ekonomide istikrar sağlanıp, istenen yapısal değişiklikler gerçekleştirildi mi?

 

Bence hem 24 Ocak, hem de 12 Eylül Darbesi, düzenleyenler ve düzenletenler açısından büyük ölçüde başarıya ulaştı. Bu, tabi ki sonrasında, 1994 ve 2001 krizlerinin neden çıktığını açıklamıyor. Çünkü ister sivil tedbirlerle, isterse baskıcı, otoriter, askeri-faşist tedbirlerle olsun kapitalist ekonomilerde, belli bir süreliğine, faturayı emekçilere keserek, istikrarı, yeniden büyümeyi sağlamak mümkün olsa da, üretim tarzı olarak kapitalizm kriz üreten bir sistem olduğundan bu sorunlar tekrar tekrar ortaya çıkabiliyor. Ekonomik istikrarsızlıklardan, krizlerden ya da buhranlardan bütünüyle ve sonsuza kadar kurtulabilmek için bu üretim tarzına son vermek gerekiyor.

 

Programın başarısını makro ekonomik performans ölçülerine bakarak değerlendirmek mümkün. Bu bağlamda, imalat sanayi başta olmak üzere temel sektörlerde büyüme 1980 sonrasından itibaren hızlanmış ve iktisadi büyüme oranı 1980 yılında %-1’den, 1986’da % 8’ e çıkmıştır. Başta özel yatırımlar olmak üzere sabit yatırım artış hızı, özellikle de 1982’den itibaren artmıştır. Enflasyon oranı, uygulanan dezenflasyon politikalarının sonucunda % 100’lerden % 30’lara çekilmiştir. Dışa açılma politikalarının sonucunda ihracat artmış ve GSYH içindeki payı % 20’lere kadar yükselmiştir. Cari işlemler dengesi açığı özellikle 1984’ten itibaren azalmıştır. Sanayicilerin kârları ve kârlılıkları, finans sermayesinin getirisi de hızla yükselmiştir.

 

Kısaca, 12 Eylül askeri diktatörlüğü ve sonrasındaki sivil Özal’cı rejimin despotik emek düşmanı uygulamaları,  ABD ve OECD ülkeleri başta olmak üzere emperyalist ülkelerin ve onların IMF, DB gibi sözcülerinin yoğun destekleri ve İran-Irak savaşı’nın dış talebi canlandırması gibi faktörlerle desteklenen 24 Ocak Programı uygulamaları sonucunda ekonominin makro ekonomik performansı artmış, yerli ve uluslararası sermayenin kârlılığı restore edilmiş ve ekonomi yeniden dış borç geri ödemesi yapabilir bir hale getirilmiştir.

 

 

 

SORU 20: Bu programın ve 12 Eylül Askeri rejiminin sermaye ve emek cephesi açısından sonuçları ne oldu?

 

Dışa açılmayı sağlayabilmek için uygulanan politikaları tek tek ele aldığımızda bunların asıl olarak sermayenin işine yaradığını görebiliriz. Örneğin, Ocak 1980 büyük devalüasyonunun ardından yaklaşık üç yıl boyunca yapılan mini devalüasyonlar ve yüksek reel faizler uluslar arası sermayenin işine yaramıştır. Bu uygulamalar sonucunda ABD doları 1980 -1981’de  % 30 oranında değerlenirken, reel mevduat faiz oranı 1980’de %-32’den 1981’de % 9’a çıkmıştır. O dönemdeki devalüasyon uygulamalarının sonuçlarını araştıran Edwards’a göre, Türkiye’de 1982–1986 döneminde reel efektif devalüasyon oranı % 24 olmuş ve bu devalüasyonlar, Türkiye’de ve pek çok AGÜ’de aşırı değerlenmiş ulusal paranın bu durumunu düzeltmenin çok ötesine geçmiştir.

 

Benzer bir tespiti Krugman da yapmıştır. Ona göre 1980–1982 arasında benzer IMF-DB politikalarını uygulayan bazı L. Amerika ülkeleri ve G. Kore’de ABD doları % 28 ile % 47 arasında değer kazanmış ve hızla yükselen reel faiz oranlarının da etkisiyle yabancı sermayenin bu ülkelere yaptıkları yatırımların getiri oranları hızla yükselmiştir. Reel faiz oranlarının yüksekliği, özellikle 1984’ten sonra borçlanmaya yönelen kamu kesimine kredi veren iç ve dış rantiye kesiminin gelirlerini hızla artırmasını sağlamıştır. Bu durum, 24 Ocak–12 Eylül türü programların uluslar arası sermayenin karlarını restore etmeye yaradığının açık bir delilidir.

 

Keza, iç talebin daraltılarak üretimin ihracata yönelmesini sağlayabilmek ve sınai kârları artırabilmek için bu dönemde reel ücretler düşürülmüştür. Boratav Hoca’ya göre,  1978–1979 ile kıyaslandığında 1988’de milli gelir sabit fiyatlarla % 45 artarken,  imalat sanayideki ücretler % 30 oranında gerilemiştir. Celasun ve Rodrik’e göre ise,  1980’den 1983 yılına kadar reel ücret endeksi % 41 puan gerilemiştir.

 

Fiyat istikrarının sağlanması gerekçesiyle yapılan KİT zamları ve düşük destekleme fiyatları uygulaması emekçileri ve çiftçileri vurmuştur. Çünkü bu dönemde KİT ürünlerine verilen sübvansiyonlar kaldırılırmış, örneğin 1980 yılında KİT ürünlerinin fiyatlarına   % 121 ile % 824 arasında zam yapılmıştır. Bu zamlar sonraki yıllarda da sürdürülmüştür. Sermayeden alınmayan vergilerden kaynaklanan bütçe açıkları, yüksek reel faizlerle rantiyeden borç alınmasına ilave olarak, KİT zamları ile kapatılarak halkın sırtına yıkılmıştır.

 

Diğer yandan, tarımsal destekleme fiyatları hızla düşürülmüştür. 1980 yılında gübreye yapılan zammın oranı % 824, motorine yapılanınki % 225’ tir. Oysa bu tarihlerde buğday ve pamukta destekleme alım fiyatı sadece  % 100 artmıştır. Bu yıl ki enflasyon oranı ise % 104’  tür. 1983 yılında ise bu iki temel ürüne yapılan zamların oranı keskin bir şekilde düşmüş ve sırasıyla buğdayda % 29 ve pamukta % 22 olmuştur. Sonuç olarak, gübre ve motorin gibi temel girdi fiyatları artarken, sübvansiyonların azaltılması çiftçiyi ağır bir şekilde vurmuştur. Keza, çiftçilere yapılmakta olan tarımsal destekleme ödemelerinin bilinçli bir şekilde geciktirilmesi çiftçilerin reel gelirlerini daha da düşüren bir faktör olmuştur.

 

Kısaca 12 Eylül Askeri Diktatörlüğü ve sonrasındaki süreçte ücretliler, küçük çiftçi ve küçük üreticiler başta olmak üzere tüm emekçiler ezilmiş ve daha da yoksullaştırılmıştır.

 

 

 

SORU 21: 24 Ocak Kararları’na ve 12 Eylül Darbesine ABD, IMF, DB ve OECD’den destek geldi mi?

 

Evet, hem de o ana kadar örneği görülmemiş boyutta destek gelmiştir bu ülkelerden ve örgütlerden. Örneğin Kazgan Hoca’ya göre, o dönemde Türkiye’nin 5 milyar $’lık dış borcu ertelenmiş ve ilave olarak 9 milyar $ taze kredi verilmiştir. Haggard ve Kaufman’ a göre, 1978’den sonra Türkiye’nin 10 milyar $’lık dış borcu yeniden yapılandırılmıştır. Celasun ve Rodrik’e göre ise, 1978–81 arasında bu tür desteklerin toplamı 12 milyar $’ı bulmuştur.          Bu desteklerde OECD konsorsiyumunun payı % 29, iki taraflı devlet yardımlarının payı % 26, başta IMF ve DB olmak üzere çok taraflı kuruluşların payı % 22 olmuştur. Bunların dışında aynı kaynağa göre gizli para girişleri de söz konusu olmuştur.

 

Resmi verilere göre,  1980–1984 döneminde Türkiye tarafından kullanılan altı adet Dünya Bankası Yapısal Uyum Kredisinin  (SAL) tutarı 1,6 milyar $’ı bulmuştur. IMF ile 1979–1984 arasında birden fazla standby kredi anlaşması imzalanmıştır. Darbenin bir-kaç ay öncesinde, Haziran 1980 tarihinde imzalanan anlaşma çok önemliydi. Çünkü üç yıl geri ödemeli ve 1,25 milyar SDR’lik (1,8 milyar $) bir kredi sunumunu içeren bu anlaşma Türkiye’nin kotasının % 625’i anlamına geliyordu. Eski kullanımlarla beraber bu kota fiilen % 870 oranında aşılmıştı. Bu durum IMF tarihinde o ana kadar verilmiş en uygun taahhüttü ve daha önce benzeri görülmemişti. Çünkü o dönemde benzer ekonomik sıkıntılar yaşayan diğer ülkelere bu kolaylıklar sağlanmamıştı. Nisan 1984’te ise bu kez bir yıllık bir anlaşma daha yapılmıştır.

 

Daha önce de vurgulandığı gibi uluslararası sermaye açısından, kapitalizmin kendi durgunluğunun aşılabilmesi,  kâr oranlarındaki düşüşün önüne geçilebilmesi, küresel kapitalizmin çeperindeki az gelişmiş ülkelerin yeniden yapılandırılması ve neo-liberal ideolojinin hayata geçirilebilmesi açılarından Türkiye çok önemli bir laboratuar, bir örnekti.

 

Ayrıca, 1979’da İran’da Şah’ın devrilip yerine radikal İslamcı bir rejim gelmesi ve 1980’de Afganistan’ın işgali, başta ABD olmak üzere batılı emperyalist ülkelerin gözünde Türkiye’nin stratejik önemini artırmıştı.

 

Yani, Türkiye artık, emperyalist –kapitalist sistem için her hangi bir az gelişmiş ülke değildi ve kaderiyle baş başa bırakılamazdı. Bu nedenle de 24 Ocak Kararları bizzat bu uluslararası sermaye örgütlerince tasarlanırken, bunu uygulayan 12 Eylül Askeri Darbesine bu kurumlardan mali destek esirgenmemiştir.


Bu haber 4254 defa okundu.
Yazan   :
Kaynak :




Bu Habere Yapılan Yorumlar (0)

Tüm Yorumlar



 

 

 





12 EYLÜL UTANÇ MÜZESİ KALICI HALE GETİRİLMELİDİR


12 EYLÜL UTANÇ MÜZESİ

Çankaya Belediyesine ait Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde, 12 Eylül günü açılışı gerçekleşecek olan 12 Eylül Utanç Müzesinin programı Devrimci 78′liler Federasyonu tarafından düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı. Ankara Emek ve Demokrasi Güçlerininde katıldığı basın toplantısında açıklanan programın tamamı şöyle; 

12 Eylül 2014 Cuma – În
ABD Büyük Elçiliğine Yürüyüş ve Siyah Çelenk Bırakma
Toplanma: Yüksel Caddesi Saat 17.30

Müze Açılış: 19.30 Çağdaş Sanatlar Merkezi (ÇSM)
Konuşmacılar:
Mehmet Özer
Devrimci 78’liler Federasyonu
Alper Taşdelen
Çankaya Belediye Başkanı

13 Eylül 2014 Cumartesi – Şemî
Saat: 13.00 -15.00
Filistin Sevgilim
Konuşmacılar:
Adil Okay Temel Demirer
Gösteri: Kalbimizin Doğusu Filistin
Örgütleyen: Devrimci 78’liler Federasyonu

16.00 –17.30
Çocuk Cezaevleri Kapatılsın –Tutuklu Çocuklara Özgürlük
Örgütleyen: Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi
Film Gösterimi:
Çocuklar Naziktir
Yönetmen: Fatin Kanat

Saat:18.00
Kadın Cinayetleri Politiktir. Kadın Cinayetlerini Durdurmak İçin Forum

Örgütleyen: Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu

14 Eylül 2014 Pazar – Yekşem
Basın Ne Kadar Özgür?
Saat: 14.00
Konuşmacılar:
Ahmet Abakay
Doğan Tılıç
Esra Koçak (TGS Ankara Şb. Bşk.
Gökçer Tahincioğlu
Hüseyin Aykol (Özgür Gündem Gazetesi Ankara Temsilcisi)
Örgütleyen: TGS VE ÇGD

15 Eylül 2014 Pazartesi – Duşem
Rojava Kadın Devrimi
Figen Yüksekdağ ( HDP Eş Genel Başkanı)
Saat: 18.00
Örgütleyen: ESP

16 Eylül 2014 Salı – Şêşem
Göç ve Sağlık
Saat: 18.00
Oturum Başkanı;
Prof. Dr. Çetin ATASOY
Ankara Tabip Odası Başkanı

Konuşmacılar:
Prof. Dr. Şevkat Bahar ÖZVARIŞ
Halk Sağlığı Uzmanı Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
Dr. Timur Fadıl OĞUZ
Psikiyatri Uzmanı Ankara Güven Hastanesi
Örgütleyen: Türk Tabipler Birliği ve Ankara Tabip Odası

17 Eylül 2014 Çarşamba – Çarşem
Hasta Tutsaklara Özgürlük
Saat: 18.00
Konuşmacılar:
Necla Şengül (İHD),
Mehmet Baytekin (TUHADFED),
Fahriye Belgün (Avukat)
Örgütleyen: İHD Ankara Şubesi Cezaevi Komisyonu

18 Eylül 2014 Perşembe – Pêncşem
12 Eylül ve Aleviler
Saat:18.30
Konuşmacılar:
Müslüm Doğan
PSAKD Genel Başkanı
Av. Kamil Ateşoğulları
ABF Yönetim Kurulu Üyesi
Kelime Ata Yazar
Moderatör: Emel Sungur
Örgütleyen: Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Vakfı

20 Eylül 2014 Cumartesi – Şêmi
Saat: 12.00 – 14.00
Yas Tutan Tarih Ermeniler
Konuşmacılar:
Hırant Kasparyan
Sait Çetinoğlu
Mustafa Kahya
Moderatör:
Necla Kurul
Örgütleyen: SYKP

Saat 15.00
Savaşa Ve Katliamlara Karşı Hakların Dayanışmasını Büyütelim Konuşmacılar:
Nuray Sancar (EMEP GYK üyesi)
Fehim Işık gazeteci-yazar
Örgütleyen: EMEP

Konser Saat: 19.00 Yüksel Caddesi
Örgütleyen: Devrimci 78’liler Federasyonu

21 Eylül 2014 Pazar – Yekşem
Tek Yol Sokak Tek Yol Devrim
Saat: 15.00
Sergi Alanında Söyleşi
Örgütleyen: Halkevleri

22 Eylül 2014 Pazartesi – Duşem
Apoletleri Sökülen Generaller
Saat: 18.00
Konuşmacı:
Mehmet HORUŞ
(Devrimci 78’liler Federasyonu Avukatlar Grubu adına)

23 Eylül 2014 Salı – Şêşem
Geziden Geriye Kalan – Forum
Saat 18.30
Konuşmacılar:
Ulaş Bayraktaroğlu (SDP Gn. Bşk. Yrd.)
Barış Yıldırım (Yazar)
Moderatör: Cengiz Gültekin

Kapanış
23 Eylül 2014 Salı
Saat: 19.00

Film Gösterimleri
Dikmen – Tuzluçayır – Batıkent – Çayyolu
Açık Hava Sinema Gösterileri

24 Eylül 2014,
Saat:
20.00
Hoşçakal Yarın
Yönetmen Reis Çelik’in Katılımıyla
Yer: Mamak Dostlar Mahallesi Yazlık Sineması
Örgütleyen: Mamak Barınma Hakkı Bürosu

12 Eylül 2014 Cuma – În ABD Büyük Elçiliğine Yürüyüş ve Siyah Çelenk Bırakma Toplanma: Yüksel Caddesi Saat 17.30 Müze Açılış: 19.30 Çağdaş Sanatlar Merkezi (ÇSM) Konuşmacılar: Mehmet Özer Devrimci 78’liler Federasyonu Alper Taşdelen Çankaya Belediye Başkanı 13 Eylül 2014 Cumartesi - Şemî Saat: 13.00 -15.00 Filistin Sevgilim Konuşmacılar: Adil Okay Temel Demirer Gösteri: Kalbimizin Doğusu Filistin Örgütleyen: Devrimci 78’liler Federasyonu 16.00 –17.30 Çocuk Cezaevleri Kapatılsın –Tutuklu Çocuklara Özgürlük Örgütleyen: Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi Film Gösterimi: Çocuklar Naziktir Yönetmen: Fatin Kanat Saat:18.00 Kadın Cinayetleri Politiktir. Kadın Cinayetlerini Durdurmak İçin Forum Örgütleyen: Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu 14 Eylül 2014 Pazar - Yekşem Basın Ne Kadar Özgür? Saat: 14.00 Konuşmacılar: Ahmet Abakay Doğan Tılıç Esra Koçak (TGS Ankara Şb. Bşk. Gökçer Tahincioğlu Hüseyin Aykol Örgütleyen: TGS VE ÇGD 15 Eylül 2014 Pazartesi - Duşem Rojava Kadın Devrimi Figen Yüksekdağ ( HDP Eş Genel Başkanı) Saat: 18.00 Örgütleyen: ESP 16 Eylül 2014 Salı - Şêşem Göç ve Sağlık Saat: 18.00 Oturum Başkanı; Prof. Dr. Çetin ATASOY Ankara Tabip Odası Başkanı Konuşmacılar: Prof. Dr. Şevkat Bahar ÖZVARIŞ Halk Sağlığı Uzmanı Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr. Timur Fadıl OĞUZ Psikiyatri Uzmanı Ankara Güven Hastanesi Örgütleyen: Türk Tabipler Birliği ve Ankara Tabip Odası 17 Eylül 2014 Çarşamba - Çarşem Hasta Tutsaklara Özgürlük Saat: 18.00 Konuşmacılar: Necla Şengül (İHD), Mehmet Baytekin (TUHADFED), Fahriye Belgün (Avukat) Örgütleyen: İHD Ankara Şubesi Cezaevi Komisyonu 18 Eylül 2014 Perşembe - Pêncşem 12 Eylül ve Aleviler Saat:18.30 Konuşmacılar: Müslüm Doğan PSAKD Genel Başkanı Av. Kamil Ateşoğulları ABF Yönetim Kurulu Üyesi Kelime Ata Yazar Moderatör: Emel Sungur Örgütleyen: Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Vakfı 20 Eylül 2014 Cumartesi – Şêmi Saat: 12.00 – 14.00 Yas Tutan Tarih Ermeniler Konuşmacılar: Hırant Kasparyan- Sait Çetinoğlu - Mustafa Kahya Moderatör: Necla Kurul Örgütleyen: SYKP Saat 15.00 Savaşa Ve Katliamlara Karşı Hakların Dayanışmasını Büyütelim Konuşmacılar: Nuray Sancar (EMEP GYK üyesi) Fehim Işık gazeteci-yazar Örgütleyen: EMEP Konser Saat: 19.00 Yüksel Caddesi Örgütleyen: Devrimci 78’liler Federasyonu 21 Eylül 2014 Pazar – Yekşem Tek Yol Sokak Tek Yol Devrim Saat: 15.00 Sergi Alanında Söyleşi Örgütleyen: Halkevleri 22 Eylül 2014 Pazartesi – Duşem Apoletleri Sökülen Generaller Saat: 18.00 Konuşmacı: Mehmet HORUŞ (Devrimci 78’liler Federasyonu Avukatlar Grubu adına) 23 Eylül 2014 Salı – Şêşem Geziden Geriye Kalan - Forum Saat 18.30 Konuşmacılar: Ulaş Bayraktaroğlu (SDP Gn. Bşk. Yrd.) Barış Yıldırım (Yazar) Moderatör: Cengiz Gültekin Kapanış 23 Eylül 2014 Salı Saat: 19.00 Film Gösterimleri Dikmen – Tuzluçayır – Batıkent – Çayyolu Açık Hava Sinema Gösterileri 24 Eylül 2014, Saat: 20.00 Hoşçakal Yarın Yönetmen Reis Çelik’in Katılımıyla Yer: Mamak Dostlar Mahallesi Yazlık Sineması Örgütleyen: Mamak Barınma Hakkı Bürosu

3–28 Eylül 2012 Etkinlik Programı

3 EYLÜL PAZARTESİ

18.00: AÇILIŞ

Sunum :  “Adalet ve Özgürlük İçin Sesleniş!”  Yılmaz DEMİRAL

Konuşmalar:

Kamber ATEŞ Devrimci 78’liler Federasyonu Başkanı

Bülent TANIK Çankaya Belediye Başkanı

Konser: BANDİSTA

19.00: SERGİ AÇILIŞI, D Galerisi

“SURDİBİ DÜŞLERİ”

Düzenleyiciler:

Diyarbakır Sur Belediyesi,

Toplumcu Gerçekçi Belgesel Fotoğrafçılar Atölyesi

Devrimci 78’liler Federasyonu 

4 EYLÜL SALI

12.30: Barınma Hakkı Bürosu Yürüyüşü ve Sergi Açılışı

Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünden Müzeye Yürüyüş

“Orada Hayat Var” Fotoğraf Sergisinin Açılışı

Düzenleyenler:

Barınma Hakkı Bürosu

Toplumcu Gerçekçi Belgesel Fotoğrafçılar Atölyesi

Devrimci 78’liler Federasyonu

Film Gösterimi:

Bugün filmlerin tamamı, TMMOB / Jeoloji Mühendisleri Odası Toplantı Salonu, Meşrutiyet Cad. Hatay Sok. No: 21’de gösterilmektedir.

14.00:

Le Havre / Umut Limanı / Aki Kaurismaki / 2011 / 86'

16.00:

İz-Reç, Tayfur Aydın /2011 / 90’

18.30:

Saklı Yüzler, Handan İpekçi  / 2007 / 127’

5 EYLÜL ÇARŞAMBA

12.30: 1938 Dersim Katliamı’nı Protesto Yürüyüşü ve Sergi Açılışı

Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünden Müzeye Yürüyüş

“Dağlar ve İnsanlar” Fotoğraf Sergisinin Açılışı - Mehmet ÖZER

Düzenleyenler:

Ankara Dersimliler Derneği

Devrimci 78’liler Federasyonu

Film Gösterimi:

Bugün filmlerin tamamı, TMMOB / Jeoloji Mühendisleri Odası Toplantı Salonu, Meşrutiyet Cad. Hatay Sok. No: 21’de gösterilmektedir.

14.00:

Kara Vagon, Özgür Fındık / 2012 / 65’

16.00:

Una Vida Sin Palabras-Dilsiz Bir Hayat, Adam Isenberg  / 2012 / 71’*

18.30:

Derin Çığlık, Metin Kaya / 2011 / 60’*

6 EYLÜL PERŞEMBE                              

12.30: Tutsak Öğrenciler için Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünden Müzeye Yürüyüş ve

“Biz Bu Yeni Çağın çocukları” fotoğraf Sergisinin Açılışı - Mehmet ÖZER - Çınar Livane ÖZER

Düzenleyen kurumlar:

Genç – Sen

Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma İnisiyatifi

Devrimci 78’liler Federasyonu

 Film Gösterimi:

Bugün filmlerin tamamı, TMMOB / Jeoloji Mühendisleri Odası Toplantı Salonu, Meşrutiyet Cad. Hatay Sok. No: 21’de gösterilmektedir.

14.00:

Welcome-Hoş Geldiniz, Philippe Lioret  / 2009 / 110’

16.00:

Güzel Günler Göreceğiz, Hasan Tolga Polat, / 2012 / 112’

18.30:

İncendies-İçimdeki Yangın, Denis Vileneuve / 2010 / 130’

7 EYLÜL CUMA

Film Gösterimi:

14.00:

Omar Kılled Me / Beni Ömer Öldürdü / Roschdy Zem / 2011 / 110'

16.00:

Red Dust, Kızıl Toz, Tom Hooper / 2004 / 110’

18.30 –21.30 PANEL:

 “12 Eylül Cezaevlerinde Sürüyor Hala”

Konuşmacılar:

Dr. Halis YERLİKAYA, Kolaylaştırıcı

Dr. Ata SOYER,

Dr. Metin BAKKALCI (TİHV Genel Sekreteri)

Dr. İdris BALUKEN (BDP Bingöl Milletvekili)

Düzenleyen: TTB / Ankara Tabip Odası

Yer: Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu

8 EYLÜL CUMARTESİ

12.30: Analar, Cumartesi Anneleri, Barış Anaları’nın katılımıyla

Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı Önünden Müze E Galerisi Sergi Salonuna Yürüyüş        

13.00 - 14.30: Kayıp Yakınları ve Barış Anneleri Etkinliği:

“KAYIPLARIMIZ BİZE SESLENİYOR”

Fotoğraf Sergisi: Mehmet ÖZER

Sinevizyon Gösterimi

Düzenleyenler:

İHD İstanbul Şube Kayıplar Komisyonu

Devrimci 78’liler Federasyonu

15.00 –19.00: Panel

“Darbeden bugüne Türkiye’nin sosyal ve ekonomik dönüşümü ve geleceğimiz”

KONUŞMACILAR:

Doç. Dr. Mustafa DURMUŞ (Kolaylaştırıcı / konuşmacı, Gazi Üniversitesi)

Prof. Dr. Nejla KURUL (Ankara Üniversitesi)

Prof. Dr. Hayriye ERBAŞ (Ankara Üniversitesi)

Prof. Dr. Metin ÖZUĞURLU (Ankara Üniversitesi)

Doç. Dr. H. Tarık ŞENGÜL (Orta Doğu Teknik Üniversitesi)

(18.00 – 19.00 arasında soru -cevap, katkı sunumu ve tartışma bölümü yer alacaktır)

Düzenleyen: Devrimci 78’liler Federasyonu

Yer: Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu

9 EYLÜL PAZAR

10.00 – 21.00, İmza ve söyleşi

“17’nin Ötesi

Erdal EREN Davası”

Memik HORUZ (Belgesel Film Yönetmeni, Yazar)

13.00 – 14.30: İHD Kayıplarını Anlatıyor: “26 Yılda 26 Kayıp”

Sunum: Sevim SALİHOĞLU (İHD Genel Başkan Yardımcısı)

Yer: Katliamlar Sergisi Salonu, E Galerisi

15.00 –16.30: “Çorum Katliamı Belgeseli Sunumu ve Gösterimi”

Sunum: Emel SUNGUR (Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı Genel Başkanı)

Konuşmacılar:

İlhan Can ERSEVEN (Yazar)

Sadık ERAL (Katliam Davası Avukatı)

Yer: Katliamlar Sergisi Salonu, E Galerisi

 17.00 –19.15: FORUM

Geçmişten Günümüze Antiemperyalist mücadele ve Gençlik 

Konuşmacı: Mustafa YALÇINER     

Düzenleyen: EMEK Gençliği

Yer: Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu

10 EYLÜL PAZARTESİ

12.30: Mamak Askeri Cezaevi Önünde Basın Açıklaması;

“Bütün İşkencecilerin Peşindeyiz”     

(Sıhhiye Köprüsü üzerindeki Beytepe Otobüs Durağı’ndan Saat: 11.30’da hareket edilecek)

Film Gösterimi:

14.00:

Le Havre / umut limanı / Aki Kaurismaki / 2011 / 86'

16.00:

Anavatanımım Kayıp Şarkıları, Nezih Ünen / 2010 / 94’

18.30 – 21.00: PANEL

Basında Meşru Şiddetin Sunumu

Moderatör:

Dr. Ayşe Nevin YILDIZ ( Araştırma Görevlisi/Selçuk Üniversitesi )

Konuşmacılar:

Gökçer TAHİNCİOĞLU ( Milliyet Gazetesi )

Kemal GÖKTAŞ ( Vatan Gazetesi )

Sultan ÖZER ( Evrensel Gazetesi )

11 EYLÜL SALI

Film Gösterimi:

14.00:

Tengri Blue Heaven / Mavi Cennet / Marie Jaoul Poncheville / 2008 / 106'

16.00:

Eden is West-Cennet Batı’da, Costa Gavras  / 2009 / 110’

18.00 - 20.00: PANEL

“12 Eylül Ve İnsan Haklarına Yönelik Çalışmalarımız”

Kolaylaştırıcı: Dr. Sezai BERBER (Psikiyatrist, TİHV Kurucular Kurulu Üyesi)

Konuşmacılar:

Yavuz ÖNEN (TİHV Kurucu Başkanı): Kuruluşundan bugüne TİHV

Dr. Levent KUTLU: TİHV Tedavi Ve Rehabilitasyon Çalışmaları

Evren ÖZER: TİHV Dökümantasyon Çalışmaları

Düzenleyen: Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV)

Yer: Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu

Film Gösterimi:

20.15:

İz-Reç, Tayfur Aydın / 2011 / 90’*

12 EYLÜL ÇARŞAMBA

04.00: Darbenin Duyurulduğu Ankara Radyo Evi Önünde

Demokrasi Nöbeti

11.00 –12.00: Mimarlar Odası Ankara Şubesi Haftalık Basın Toplantısı

"12 Eylül'ün Mekânsallığı"        

Yer: Çağdaş Sanatlar Merkezi Fuayesi - Dar Ağacı Önü

Film Gösterimi:

14.00:

İşte Böyle, Osman Şişman-Özlem Sarıyıldız / 2012 / 46’*

15.00:

Damında Şahan Güler Zere, Oya Aslan / 2011 / 52’*

16.15:

Sıkıyönetim-Etad de Siege,  Costa Gavras / 1972 / 115’

18.00: 12 Eylül Faşist Darbesinin 32. Yılında

Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünden ABD Büyükelçiliğine Yürüyüş       

19.30: Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı Önünde

“12 Eylül Faşist Darbesinin 32. Yılında Çekilecek Halayımız,

Söylenecek Şarkılarımız, Okunacak Şiirlerimiz Var” buluşması

Şiirler:

Ahmet TELLİ

Mehmet ÖZER

KONSER:

Grup ÖZGÜRLÜK

13 EYLÜL PERŞEMBE

Film Gösterimi:

13.00:

Vahşetin Çocukları, Jan van de Velde /  2008 / 90’

15.00 –17.00:  İmza ve söyleşi

Atilla KESKİN’in kaleminden 12 Eylül süreci

Atilla KESKİN (Araştırmacı, Yazar)

Yer: Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu

Film Gösterimi:

18.30:

Kara Vagon, Özgür Fındık  / 2012 / 65’*

20.15:

Yangın Var, Murat Saraçoğlu / 2011 / 86’*

14 EYLÜL CUMA

08.15: Ankara Adliye Sarayı Önünde Buluşma

(Darbecilerin yargılandığı mahkemeye katılmak ve protesto için)

14.00 - 16.00: Söyleşi

Avrupa’da Sürgünler, Haymatlos (vatansızlar)

Konuşmacılar:

Atilla KESKİN

Kemal YALÇIN

Erdal BOYOĞLU

Yer: Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu

Film Gösterimi: 

16.30:

Amador, Fernado Leon Aranoa  / 2010 / 112’

18.30 –21.00: PANEL

Cemil KIRBAYIR; Darbeye Karşı Direnişin Bayrağı

Konuşmacılar:

Sibel UZUN (EHP Genel Başkanı )

Mikail KIRBAYIR (Cemil KIRBAYIR’ın ağabeyi)

Muzaffer KOÇAK (Kars 78’liler Derneği Kurucu Üyesi)

Düzenleyen: EHP

Yer: Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu

15 EYLÜL CUMARTESİ

14.00- 19.30: KONFERANS:

“Devrimci 78’liler Darbe Yargılamalarını Ve Yeni Görevlerini Tartışıyor”

14.00 –16.30: I. Oturum

17.00 - 19.30: II. Oturum

Yer: Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu

19.30 - 21.30: İmza ve Söyleşi

Mehmet ÖZER

“Sesler Sözler Yüzler”

“Göz Görmez Bilinç Görür”

Yer: Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu

16 EYLÜL PAZAR

 12.00 –14.00: Söyleşi ve İmza

“Biz Duvar Yazılarıyız. Devlet Siler, Devrimciler Yeniden Yazar”

Sezai SARIOĞLU

Yer: Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu

Film Gösterimi:

14.00:

Selam’ın Annesi, Elif Ergezen /2012/ 15’*

14.30 –18.30 PANEL

“12 Eylül ve Bugünkü Siyasal Durum Üzerine”

Moderatör: Sibel ÖZBUDUN

Konuşmacılar:

Temel DEMİRER (yazar)

Aydın ÇUBUKÇU (yazar)

Mehmet BEKAROĞLU (yazar, siyasetçi)

Demir ÇELİK (BDP Muş Milletvekili)

Bilge Seçkin ÇETİNKAYA (ÖDP Eş Genel Başkanı)

Düzenleyen: Devrimci 78’liler Federasyonu

Yer: Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu

19.00 - 21.00: KONSER

Oğuz BORAN- Alevi Türküleri,

Duygu CİNEMRE

Yer: Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu

17 EYLÜL PAZARTESİ

Film Gösterimi:

14.00:

Keman, El Violin, Francisco Vargas  / 2005 / 104’

16.00:

Carandiru, Hector Babenko  / 2003 / 145’

18.30:

Grbavica:  Esma’nın Sırrı, Jasmila Zbanic  /2005/ 90’

18 EYLÜL SALI

Film Gösterimi:

14.00:

Yol, Yılmaz Güney-Şerif Gören  / 1981 / 110’

16.00:

Crossıng / Geçiş / Kim Tae-gyun / 2008 / 100' 

18.00 – 20.00:

“ÇOCUKLARI ANLATIYOR”

Açılış konuşması: Ankara / Çankaya Belediye Başkanı Bülent TANIK

Konuşmacılar:

Özge MUMCU (Uğur MUMCU’nun Kızı), Kolaylaştırıcı

Eren AYSAN ( Behçet AYSAN’nın Kızı)

Alaz ERDOST (İlhan ERDOST’un Kızı)

Düzenleyen: Toplumsal Bellek Platformu

Yer: Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu

Film Gösterimi:

20.15:

Tengrı Blue Heaven / Mavi Cennet / Marie Jaoul Poncheville / 2008 / 106'

19 EYLÜL ÇARŞAMBA

Film Gösterimi:

14.00:

İncendies-İçimdeki Yangın, Denis Vileneuve  / 2010 / 130’

16.00:

Unutma Beni İstanbul, Hüseyin Karabey, Hany Abu-Assad, Stefan Arsenijević, Aida Begić, Eric Nazarian, Stergios Niziris, Omar Shargawi, Josefina Markarian / 2011 / 118’

18.00 –19.15:

“Türkiye’de kayıplar”

Sunum: Av. Öztürk TÜRKDOĞAN (İHD Genel Başkanı)

Dia Gösterisi

Yer: Katliamlar Sergisi Salonu, E Galerisi

20 EYLÜL PERŞEMBE

Film Gösterimi:

14.00:

Yangın Var, Murat Saraçoğlu  / 2011 / 86’

16.00:

Keman, El Violin, Francisco Vargas  / 2005 / 104’

18.30 – 21.00: PANEL

Veysel’i Ararken…

Konuşmacılar:

Meral GÜNEY (Veysel GÜNEY’in kız kardeşi)

Ethem DİNÇER ( Mersin 78’liler Derneği Eski Başkanı)

Veli AĞBABA  ( CHP Malatya Milletvekili)

Düzenleyen: Devrimci 78’liler Federasyonu

Yer: Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu

21 EYLÜL CUMA

Film Gösterimi:

14.00:

Derin Çıglık, Metin Kaya / 2011 / 60’

15.30:

Late Automn-Geç Sonbahar, Yasujiro Ozu  / 1960 / 129’

18.00 –20.00: Anma etkinliği “Necdet ADALI”

Dün bugündür; ADALI aramızda…

Söyleşi, belgesel gösterimi, şiir, müzik   

Düzenleyen: DEV - LİS  

Yer: Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu

Film Gösterimi:

20.05:

Güzel Günler Göreceğiz, Hasan Tolga Polat, / 2012 / 112’

22 EYLÜL CUMARTESİ

09.00 –12.00: Nükleer Karşıtı Platform Ankara Bileşenleri Çalıştayı

12.00 - 15.00: Nükleer Karşıtı Platform Paneli

“12 Eylül Döneminde Nükleer Santraller ve Kazalara Bakış”

AÇILIŞ KONUŞMASI:

Osman ÖZYURT (Tarım Orkam - Sen Ankara Şube Başkanı, NKP Ankara Bileşenleri Sekretaryası)

Moderatör: Ramazan PEKTAŞ (NKP Ankara Bileşenleri Sekretaryası)

KONUŞMACILAR:

Prof. Dr. İnci GÖKMEN (ODTÜ Kimya Bölümü)

Şükran SONER (Cumhuriyet Gazetesi Yazarı)

Dr. Derman BOZTOK (NKP Ankara Bileşenleri Sekretaryası)

Düzenleyen: Nükleer Karşıtı Platform

Yer: Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu

15.30 - 17.30: PANEL 

“12 Eylül 82 Anayasası ve İnanç Özgürlüğü”

Moderatör: Murtaza DEMİR,

Katılımcılar: Av. Mehdi BEKTAŞ, Gazeteci Miyase İLKNUR

Yer: Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu

Düzenleyen: Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı

Yer: Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu

Film Gösterimi:

18.00:

Yol, Yılmaz Güney-Şerif Gören  / 1981 / 110’

20.00:

Welcome-Hoş Geldiniz, Philippe Lioret  /2009 / 110’

23 EYLÜL PAZAR

13.00 – 14.30

İmza ve Söyleşi:

“Auschwitz’den Diyarbakır’a; 5’nolu Cezaevi”

İrfan BABAOĞLU

Film Gösterimi

14.00:

The Great Dictator-Büyük Diktatör, Charlie Chaplin  / 1940 / 120’

16.00:

Dom, Halil Aygün  / 2012 / 22’*

16.45:

Mauthaussen Twice, Aynı Suya İki Kez Girilmez, Seth Feldman  / 2011 / 17’ *

17.15:

Dachau Line- Dachau Hattı, Seth Feldman  / 2011 / 18’*

18.30 - 20.30: Anma etkinliği “Veysel GÜNEY”

Söyleşi:

Düzenleyen: ÖDP Ankara İl Örgütü

Yer: Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu

24 EYLÜL PAZARTESİ

Film Gösterimi:

14.00:

Eden is West-Cennet Batı’da, Costa Gavras  / 2009 / 110’

16.00:

Amador, Fernado Leon Aranoa  / 2010 / 112’

18.30 - 21.30: PANEL:

“ADALET VE ÖZGÜRLÜK İSTİYORUZ, KCK Tutuklamaları”

Moderatör: Sırrı Süreyya ÖNDER (BDP İstanbul Milletvekili)

Katılımcılar:

Lami ÖZGEN (KESK Genel Başkanı),

Av. Sinan Coşkun (BDP PM Üyesi),

Hüseyin AYKOL (Gazeteci/yazar, Özgür Gündem Genel Yayın Yönetmeni),

Av. Halil İbrahim VARGÜN ( İHD Ankara Şube Başkanı)

Düzenleyen: Devrimci 78’liler Federasyonu

Yer: Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu

25 EYLÜL SALI

15.00 - 18.00: PANEL (I.Oturum)

“12 Eylül ve Mülkiye”

Konuşmacılar:

Prof. Dr. Korkut BORATAV,

Prof. Dr. Taner TİMUR,

Hasan Hüseyin ÖZKAN,

Handan KOÇ

18.00 - 20.00: PANEL (II. Oturum)

“12 Eylül ve Mülkiye”

Konuşmacılar:

Füsun ÇİÇEKOĞLU (Kolaylaştırıcı)

Prof. Dr. Cevat GERAY

Prof. Dr. Rona AYBAY

Düzenleyen: Mülkiyeliler Birliği

Yer: Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu

27 EYLÜL PERŞEMBE

Film Gösterimi:

14.00:

Unutma Beni İstanbul, Hüseyin Karabey, Hany Abu-Assad, Stefan Arsenijević, Aida Begić, Eric Nazarian, Stergios Niziris, Omar Shargawi, Josefina Markarian / 2011 / 118’

16.00:

Vicdan Filmleri 2012 seçkisi, Hrant Dink Vakfı*

Rakel Dink’in katılımıyla

18.00 –20.00: Ulucanlar Belgesel Gösterimi ve Söyleşi

"Büyük Yüzleşme; Ulucanlar Cezaevi"

 Konuşmacılar:

Ali HAKKAN (Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı)

Tezcan Karakuş CANDAN (Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri)

Yusuf Kenan BEYSÜLEN (Belgesel Film Yönetmeni)

Düzenleyen: TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi

Yer: Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu

Film Gösterimi:

20.15:

Crossıng / Geçiş / Kim Tae-gyun / 2008 / 100' 

28 EYLÜL CUMA

18.00 –21.00: KAPANIŞ PROGRAMI

SON SÖZ: Kapanış konuşması, Şiirler, Sinevizyon…Kısa Oyun: “Ulrike Sesleniyor! “Müzik: Grup KİBELE  

SERGİLER

ONLARDAN BİZE…

Deniz’in Parkası,  Mahir’in Hırkası, İbrahim’in Teksir Makinesi

Ve…

3 Eylül - Pazartesi

4 Eylül - Salı

5 Eylül - Çarşamba

6 Eylül - Perşembe

7 Eylül - Cuma

8 Eylül - Cumartesi

9 Eylül - Pazar

18.00 AÇILIŞ

Sunum : “Adalet ve Özgürlük İçin Sesleniş!” Yılmaz DEMİRAL

Konuşmalar:

Kamber ATEŞ - Devrimci 78’liler Federasyonu Başkanı

Bülent TANIK - Çankaya Belediye Başkanı

 

Konser: BANDİSTA

 

İmza ve söyleşi

“17’nin Ötesi Erdal EREN Davası”

Memik HORUZ (Belgesel Film Yönetmeni, Yazar)

 

12.30: Yürüyüş - Yüksel Caddesinden Müzeye  Barınma Hakkı Bürosu Yürüyüşü ve “Orada Hayat Var” Fotoğraf Sergisinin Açılışı

Düzenleyiciler: Barınma Hakkı Bürosu, Toplumcu Gerçekçi Belgesel Fotoğrafçılar Atölyesi, Devrimci 78’liler Federasyonu

 

Film Gösterimi:

14.00

16.00

18.30

 

12.30:Yürüyüş - Yüksel Caddesinden Müzeye Dersimlilerin 1938 Katliamı Yürüyüşü ve "Dağlar ve İnsanlar" Fotoğraf Sergisinin Açılışı

Düzenleyiciler: Ankara Dersimliler Derneği,  Devrimci 78’liler Federasyonu

 

Film Gösterimi:

14.00

16.00

18.30

 

12.30:Yürüyüş - Tutsak Öğrenciler için Yüksel Caddesinden Müzeye Yürüyüş ve “Biz Bu Yeni Çağın çocukları” fotoğraf Sergisinin Açılışı

Düzenleyen kurumlar: Genç – Sen, Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma İnisiyatifi, Devrimci 78’liler Federasyonu

 

Film Gösterimi:

14.00

16.00

18.30

 

Film Gösterimi:

14.00

16.00

 

18.30 – 21.30 PANEL: “12 Eylül Cezaevlerinde Sürüyor Hala”

Konuşmacılar:

Dr. Halis YERLİKAYA, (Kolaylaştırıcı)

Dr. Ata SOYER,

Dr. Metin BAKKALCI (TİHV Genel Sekreteri)

Dr. İdris BALUKEN (BDP Bingöl Milletvekili)

Düzenleyen: TTB / Ankara Tabip Odası

 

 

12.30:Yürüyüş - Analar, Cumartesi Anneleri, Barış Anaları’nın katılımıyla Yüksel Caddesinden Müzeye Yürüyüş

 

13.00- 14.30: Kayıp Yakınları ve Barış Anneleri Etkinliği: “KAYIPLARIMIZ BİZE SESLENİYOR”

Fotoğraf Sergisi: Mehmet ÖZER

Sinevizyon Gösterimi

Düzenleyen:

İHD İstanbul Şube Kayıplar Komisyonu

Devrimci 78’liler Federasyonu

15.00–19.00: Panel

“Darbeden bugüne Türkiye’nin sosyal ve ekonomik dönüşümü ve geleceğimiz”

Konuşmacılar:

Doç. Dr. Mustafa DURMUŞ (Kolaylaştırıcı / konuşmacı, Gazi Üniversitesi)

Prof. Dr. Nejla KURUL (Ankara Üniversitesi)

Prof. Dr. Hayriye ERBAŞ (Ankara Üniversitesi)

Prof. Dr. Metin ÖZUĞURLU (Ankara Üniversitesi)

Doç. Dr. H. Tarık ŞENGÜL (Orta Doğu Teknik Üniversitesi)

Düzenleyen: Devrimci 78’liler Federasyonu

13.00-14.30: İHD Kayıplarını Anlatıyor: 26 Yılda 26 Kayıp

Sunum: Sevim SALİHOĞLU (İHD Genel Başkan Yardımcısı)

Yer: Katliamlar Sergisi Salonu, E Galerisi

 

15.00–16.30: “Çorum Katliamı Belgeseli Sunumu ve Gösterimi”

Sunum: Emel SUNGUR (Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı Genel Başkanı)

Konuşmacılar:

İlhan Can ERSEVEN (Yazar)

Sadık ERAL (Katliam Davası Avukatı)

Yer: Katliamlar Sergisi Salonu, E Galerisi

 

17.00–19.15: FORUM

Geçmişten Günümüze Antiemperyalist Mücadele ve Gençlik

Konuşmacı :

Mustafa YALÇINER

Düzenleyen: EMEK Gençliği

 

10 Eylül - Pazartesi

11 Eylül - Salı

12 Eylül - Çarşamba

13 Eylül - Perşembe

14 Eylül - Cuma

15 Eylül - Cumartesi

16 Eylül - Pazar

12.30: Mamak Askeri Cezaevi Önünde Basın Açıklaması “Bütün İşkencecilerin Peşindeyiz” (Sıhhiye Köprüsü Üzerindeki Beytepe Otobüs Durağı’ndan Saat 11.30’da Hareket Edilecek)

 

Film Gösterimi:

14.00

16.00

 

18.30 – 21.00 Panel

Basında Meşru Şiddetin Sunumu

Dr. Ayşe Nevin YILDIZ ( Araştırma Görevlisi/Selçuk Üniversitesi ), Kolaylaştırıcı

Konuşmacılar:

Gökçer TAHİNCİOĞLU ( Milliyet Gazetesi )

Kemal GÖKTAŞ ( Vatan Gazetesi )

Sultan ÖZER ( Evrensel Gazetesi )

Film Gösterimi:

14.00

16.00

 

18.00- 20.00: Panel

“12 Eylül Ve İnsan Haklarına Yönelik Çalışmalarımız”

Dr. Sezai BERBER (Psikiyatrist, TİHV Kurucular Kurulu Üyesi), Kolaylaştırıcı

Konuşmacılar:

Yavuz ÖNEN (TİHV Kurucu Başkanı): Kuruluşundan bugüne TİHV

Dr. Levent KUTLU: TİHV Tedavi Ve Rehabilitasyon Çalışmaları

Evren ÖZER: TİHV Dökümantasyon Çalışmaları

Düzenleyen: Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV)

 

Film Gösterimi:

20.15

04.00: Darbenin Duyurulduğu Ankara Radyo Evi Önünde Demokrasi Nöbeti

 

11.00–12.00: Mimarlar Odası Ankara Şubesi Haftalık Basın Toplantısı

"12 Eylül'ün Mekânsallığı"

Yer: Çağdaş Sanatlar Merkezi Fuayesi - Dar Ağacı Önü

 

Film Gösterimi:

14.00

16.00

 

 

18.00:Yürüyüş - 12 Eylül Faşist Darbesinin 32. Yılında Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünden ABD Büyükelçiliğine Yürüyüş

 

19.30: Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı Önünde “12 Eylül Faşist Darbesinin 32. Yılında Çekilecek Halayımız, Söylenecek Şarkılarımız, Okunacak Şiirlerimiz Var” buluşması

Şiirler:

Ahmet TELLİ

Mehmet ÖZER

Konser: Grup Özgürlük

Film Gösterimi:

13.00

 

15.00-17.00: İmza ve söyleşi  Atilla KESKİN’in kaleminden 12 Eylül süreci

Atilla KESKİN ( Araştırmacı, Yazar)

 

Film Gösterimi:

18.30

08.45: Ankara Adliye Sarayı Önünde Buluşma

(Darbecilerin yargılandığı mahkemeye katılmak ve protesto için)

 

14.00- 16.00: Söyleşi

Avrupa’da Sürgünler, Haymatlos (vatansızlar)

 

Konuşmacılar:

Atilla KESKİN

Kemal YALÇIN

Erdal BOYOĞLU

 

18.30–21.00: Panel

Cemil KIRBAYIR; Darbeye Karşı Direnişin Bayrağı

Konuşmacılar:

Sibel UZUN (EHP Genel Başkanı )

Mikail KIRBAYIR (Cemil KIRBAYIR’ın ağabeyi)

Muzaffer KOÇAK (Kars 78’liler Derneği Kurucu Üyesi)

Düzenleyen: EHP

14.00-19.30: Konferans Devrimci 78’liler Darbe Yargılamalarını, Ve Yeni Görevlerini Tartışıyor

14.00–16.30: I. Oturum

17.00- 19.30: II. Oturum

 

 

19.30- 21.30: İmza ve Söyleşi  Mehmet ÖZER

“Sesler Sözler Yüzler”

“Göz Görmez Bilinç Görür”

12.00–14.00: Söyleşi ve İmza “Biz Duvar Yazılarıyız. Devlet Siler, Devrimciler Yeniden Yazar”

Sezai SARIOĞLU

 

14.30–18.30 Panel

“12 Eylül ve Bugünkü Siyasal Durum Üzerine”

Sibel ÖZBUDUN, Kolaylaştırıcı

Konuşmacılar:

Temel DEMİRER (yazar)

Aydın ÇUBUKÇU (yazar)

Mehmet BEKAROĞLU (yazar, siyasetçi)

Demir ÇELİK (BDP Muş Milletvekili)

Bilge Seçkin ÇETİNKAYA (ÖDP Eş Genel Başkanı)

Düzenleyen: Devrimci 78’liler Federasyonu

 

19.00- 21.00: Konser

Oğuz BORAN- Alevi Türküleri,

Duygu Cinemre

17 Eylül - Pazartesi

18 Eylül - Salı

19 Eylül - Çarşamba

20 Eylül - Perşembe

21 Eylül - Cuma

22 Eylül - Cumartesi

23 Eylül – Pazar

Film Gösterimi:

14.00

16.00

18.30

Film Gösterimi:

14.00

16.00

 

18.00 – 20.00:Panel "ÇOCUKLARI ANLATIYOR"

Açılış konuşması: Ankara / Çankaya Belediye Başkanı Bülent TANIK

Moderatör:

Konuşmacılar:

Özge MUMCU (Uğur MUMCU’nun Kızı), Kolaylaştırıcı

Eren AYSAN ( Behçet AYSAN’nın Kızı)

Alaz ERDOST (İlhan ERDOST’un Kızı)

Düzenleyen: Toplumsal Bellek Platformu

 

Film Gösterimi:

20.15

Film Gösterimi:

14.00

16.00

 

18.00–19.15: “Türkiye’de kayıplar”

Sunum: Av. Öztürk TÜRKDOĞAN (İHD Genel Başkanı)

Dia Gösterisi

Yer: Katliamlar Sergisi Salonu, E Galerisi

 

 

Film Gösterimi:

14.00

16.00

 

18.30 – 21.00: PANEL

Veysel’i Ararken…

Konuşmacılar:

Meral GÜNEY (Veysel GÜNEY’in kız kardeşi)

Ethem DİNÇER (Mersin 78’liler Derneği Eski Başkanı)

Veli AĞBABA ( CHP Malatya Milletvekili)

Düzenleyen: Devrimci 78’liler Federasyonu

 

Film Gösterimi:

14.00

16.00

 

18.00–20.00: Anma etkinliği “Necdet ADALI”

Dün bugündür; ADALI aramızda…

Söyleşi, belgesel gösterimi, şiir, müzik

Düzenleyen: DEV – LİS

 

Film Gösterimi:

20.15

09.00–12.00: Nükleer Karşıtı Platform Ankara Bileşenleri Çalıştayı

 

12.00- 15.00: Panel

“12 Eylül Döneminde Nükleer Santraller ve Nükleer Kazalara Bakış”

AÇILIŞ KONUŞMASI:

Osman ÖZYURT (Tarım Orkam - Sen Ankara Şube Başkanı)

Ramazan PEKTAŞ, Kolaylaştırıcı

Konuşmacılar:

Prof. Dr. İnci GÖKMEN (ODTÜ Kimya Bölümü)

Şükran SONER (Cumhuriyet Gazetesi Yazarı)

Dr. Derman BOZTOK (Ankara Tabip Odası)

Düzenleyen: Nükleer Karşıtı Platform Ankara Bileşenleri

 

15.30- 17.30: Panel

“12 Eylül 82 Anayasası ve İnanç Özgürlüğü”

Moderatör: MURTAZA DEMİR,

Katılımcılar: Av. Mehdi BEKTAŞ, Gazeteci Miyase İLKNUR

Düzenleyen: Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı

 

Film Gösterimi:

18.00

20.00

13.00–14.30 İmza ve Söyleşi:  "Auschwitz’den Diyarbakır’a; 5’nolu Cezaevi”

İrfan BABAOĞLU

 

15.00–18.00: Panel : ADALET VE ÖZGÜRLÜK İSTİYORUZ , KCK Tutuklamaları

Sırrı Süreyya ÖNDER (BDP İstanbul Milletvekili), Kolaylaştırıcı

Katılımcılar:

Lami ÖZGEN (KESK Genel Başkanı),

Av. Sinan Coşkun (BDP PM Üyesi),

Hüseyin AYKOL (Gazeteci/yazar, Özgür Gündem Genel Yayın Yönetmeni),

Av. Halil İbrahim VARGÜN ( İHD Ankara Şube Başkanı)

Düzenleyen: Devrimci 78’liler Federasyonu

 

18.30- 20.30: Anma etkinliği :“Veysel GÜNEY”

Söyleşi

Düzenleyen: ÖDP Ankara İl Örgütü

24 Eylül - Pazartesi

25 Eylül - Salı

26 Eylül - Çarşamba

27 Eylül - Perşembe

28 Eylül - Cuma

 

 

Film Gösterimi:

14.00

16.30

18.30

15.00: 18.00: Panel : “12 Eylül ve Mülkiye”

(I.Oturum)

Konuşmacılar:

Prof. Dr. Korkut BORATAV,

Prof. Dr. Taner TİMUR,

Hasan Hüseyin ÖZKAN,

Handan KOÇ

 

18.00- 20.00: Panel “12 Eylül ve Mülkiye”

(II. Oturum)

Konuşmacılar:

Füsun ÇİÇEKOĞLU (Kolaylaştırıcı)

Prof. Dr. Cevat GERAY

Prof. Dr. Rona AYBAY

Düzenleyen: Mülkiyeliler Birliği

 

 

Film Gösterimi:

14.00

16.00

 

18.00–20.00: Ulucanlar Belgesel Gösterimi ve Söyleşi "Büyük Yüzleşme; Ulucanlar Cezaevi"

Konuşmacılar:

Ali HAKKAN (Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı)

Tezcan Karakuş CANDAN (Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri)

Yusuf Kenan BEYSÜLEN (Belgesel Film Yönetmeni)

Düzenleyen: TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi

 

Film Gösterimi:

20.15

18.00–21.00: Kapanış Programı

SON SÖZ: Kapanış konuşması, Şiirler, Sinevizyon…

Kısa Oyun: “Ulrike Sesleniyor! “

Konser: Grup KİBELE

 

 

 

ONLARDAN BİZE…

RESİM SERGİLERİ:

KARİKATÜR SERGİLERİ:

FOTOĞRAF SERGİLERİ:

 

Deniz’in Parkası, Mahir’in Hırkası, İbrahim’in Teksir Makinesi

Ve…

 

 

“EYLÜL KARANLIKLARINDAN”

ñ       Alime MİTAP

 

BEN ANNEMİ İSTERİM 2”

ñ       Semra DANYELİ

 

İÇERİDEN DIŞARIYA MERHABA”

 

KARİKATÜRLERLE 12 EYLÜL”

ñ       Dr. Taner ÖZEK

 

DİYARBAKIR ZİNDANI İŞKENCE KARİKATÜRLERİ ”

ñ       Zülfikar TAK

ONURUMUZ

SESLER SÖZLER YÜZLER

Mamak Mektupları

Arkadaş Fotoğrafları

Asla Unutma Asla Bağışlama

Akhparik Hrant

Kayıplar Bize Sesleniyor

Usanmadan Uslanmadan

ñ       Mehmet ÖZER

ñ       İbrahim DEMİREL

ñ       Bora BALCI

ñ       Yasemin ÖZTÜRK

ñ       Adil OKAY

 

ORADA HAYAT VAR”

DİKMEN VADİSİ DİRENİŞ ÖYKÜSÜ

38 DERSİM KATLİAMINI UNUTMA

BİZ BU YENİÇAĞIN ÇOCUKLARI

TUTSAK ÖĞRENCİLERE ÖZGÜRLÜK

KAYIPLARIMIZI ARAMAYI SÜRDÜRÜYORUZ

ROBOSKİ KATLİAMI

FİLİSTİN’DE DÜŞENLER

 

Önceki bölümde Cumhuriyet Savcısı Mete Göktürk’ün idam gecesi yaşananları anlattığı notlarına yer vermiştik.

 

Savcının anlatımlarını o geceye ilişkin ‘tek namuslu tanıklık’ saydığımızı belirtmiştik. Tanımayanlar için öncelikle Mete Göktürk’ün ‘düzgün bir hukukçu’ olduğuna inandığımızı belirtmemiz gerekiyor. 1960’lı yıllarda hukuk fakültesi öğrencisiyken TİP (Türkiye İşçi Partisi) üyesi olduğu biliniyor. Sonraki yıllarda DGM Savcılığı yaparken ‘yargı bağımsız değildir’ dediği için yargılandığını da hatırlıyoruz. Sanatçı yanı da bulunan Savcı Göktürk’ün bir süre Birgün Gazetesi’nde karikatürlerinin yayınlandığını da notlarımız arasına ekleyelim. Veysel Güney’i arama sürecinde Savcı Göktürk’le yüz yüze görüştüğümüzü ve anlattıklarının samimiyetine inandığımızı da vurgulayalım.

Bu bilgilerden sonra Savcı Göktürk’ün idam gecesi için anlattığı bazı notlarına dikkat çekelim. Göktürk, Veysel ve Ali İhsan’ın yaşadığı eve yapılan operasyona ilişkin ‘Biraz aceleci ve tedbirsiz davranılması sonucu silahlı çatışma çıkmış, bu çatışmada bir militan ölmüş, bir teğmen şehit olmuştu.’ diyor. Dosyamızın ilk bölümlerinde de yazdık. Operasyon yapılan ev Devrimci Yol’un Gaziantep sorumlusu ‘Kamil’in evi’ olarak biliniyor. Ve ağır işkencelerden sonra evi polise veren Behzat ‘Kamil’in evinde eşi ve küçük bebeğiyle’ yaşadığını söylüyor. Dolayısıyla operasyon ekibi evde direnişle karşılanacağını düşünmüyor. ‘Aceleci ve tedbirsiz davranıyor’. Savcının anlatımlarıyla bizim öngörümüzün burada uyuştuğunu belirtmem gerekiyor.

Göktürk’ün bir başka bölümde ise  ‘Veysel Güney’in ölüm cezasına çarptırılmasına neden olan olayı en başından beri izlemiştim. Çatışmada ölen teğmen ve militanın ölü muayenelerinde bulunmuş, çatışmanın yaşandığı apartman havalandırma boşluğundan kaçmaya çalışırken yakalanan ve görevlilerce feci şekilde dövülerek ağır bir şekilde yaralanan Veysel Güney’in hastanede ilk ifadesini almış, olayın hazırlık soruşturmasını ben yapmıştım. Soruşturmanın bu aşamasında çatışmada Veysel Güney’in de silah kullandığına ilişkin bir kanıt elde edememiştik. Sonradan ne gibi gelişmeler oldu bilmiyordum. Ancak benim ilk tespitlerimle Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi’nin kararında varılan sonuç örtüşmüyordu. O günlerde yaşanan ortamın olağan üstlüğü de göz önüne alındığında, yargılamanın tarafsız ve adil yapılmamış olabileceğine ilişkin kuşkular duyuyordum.’  diyor.

Açık bir şekilde Veysel’in silah kullandığına dair delil olmadığını, ağır şekilde dövüldüğünü, sıkıyönetim mahkemesinin kararıyla kendi bulguları arasında farklar olduğunu belirtiyor. Dosyamızın başından itibaren ortaya koymaya çalıştığımız hukuksuzlukların bir benzerini de Cumhuriyet Savcısı’nın söylediğini görüyoruz. 

Başka bir bölümde Savcı infaz beklenirken yaşananları anlatıyor. Midemiz bulanmadan okuyamadığımız bu bölüme ilişkin önce savcının söylediklerine bakıyoruz :

‘Yasa gereği infazda hazır bulunması gereken görevliler dışında, pek çok subay ve emniyet görevlisinin de infazı izlemek için meraklı ve neşeli bir bekleyiş içinde olduklarını gördüm. Çaylar, kahveler ard arda içiliyor, şakalar, espriler havada patlıyordu. ’Eşleriyle çocuklarının bu gösteriyi kaçıracaklarına üzülmüşlerdir mutlaka’ diye geçti içimden. Bir ara içkili olduğu belli olan emniyet müdürü sırıtarak "bu herif asılırken bize söverse ne yaparız ?" diye bir soru attı ortaya. Yanıt Sıkıyönetim Komutan Yardımcısı’ndan geldi aynı sırıtkanlıkla “ipten indirir, yeniden asarız sen kafanı yorma müdürüm”.'

Kim olursa olsun bir insanın ölümünü ‘neşeyle izleyenleri’ aşağılık bulduğumuzu belirtelim. Ve daha iğrenci Emniyet Müdürü ile Sıkıyönetim Komutan Yardımcısı arasında geçen konuşmanın içeriğidir. ‘Bu herif asılırken bize söverse ne yaparız’ diyen emniyet müdürüne ‘ipten indirir, yeniden asarız sen kafanı yorma’ diyen Sıkıyönetim Komutan Yardımcısı'nın ne anlatmak istediğini okurlarımız anladı mı bilemiyoruz. O dönem emniyet müdürlüklerinde ve cezaevlerinde süren işkenceler arasında taciz, tecavüz, cop… gibi ‘alçaklıklar’ bulunduğunu ve konuşanların bunu ifade ettiğini, savcının belki de daha fazla midesi kaldırmadığından bu bölümü açıkça yazamadığını düşünüyoruz. İdam edilecek bir insana böylesi bir alçaklıkla yaklaşan bu ‘insan müsveddelerini’ lanetliyoruz.

Savcı Göktürk’ün ‘Başsavcı (b.s.d.) arıyordu.’ diye söz ettiği Gaziantep Cumhuriyet Başsavcısı’nın Bekir Sami Daçe olduğunu, Daçe’nin Veysel’in infazından 4 ay sonra Danışma Meclisi üyeliğine seçildiğini, BTP ve DYP kurucusu olduğunu, daha sonra bu partiden Adana Milletvekili olduğunu, Devlet ve Adalet Bakanlığı görevlerinde bulunduğunu hatırlatalım. 

Veysel ailesiyle görüşürken kardeşi Ayhan’ın gözaltına alınışını, annesinin diğer oğlunun başına da kötü şeyler geleceğini düşünerek oğlu için çırpınışlarını, bir dakika görüşme izninde sarılmalarına bile izin verilmeyişini içimiz burkularak okuduk. Veysel’in idama giderken gösterdiği metaneti, Denizler’den aldığı mirasla gösterdiği direnişi, ‘başı dik, yüzünde bir gülümsemeyle’ idama nasıl gittiğini de okuduk satır aralarında... Ve Veysel’in verilmeyen veda mektubunu hangi koşullarda yazdığını gördük savcının anlatımlarında. Ki bu veda mektubu, daha önce de sözünü ettik, bize Veysel Güney’in yargılandığı dosyanın kapağını araladı. 

Savcı Göktürk’ün anlatımlarına ilerde Veysel’in veda mektubunu ve cenazesini arama sürecinde tekrar değineceğiz.  Yaşamın dayattığı bir zorunlulukla Veysel’in idamına tanıklık etmiş Savcı Mete Göktürk’ün orada bulunması ne kadar ‘şansızlıksa’, tanıklıklarını paylaşmasını ‘tarihe not düşmek’ anlamında bir ‘şans’ olarak gördüğümüzü belirterek bitiriyoruz bu bölümü..  

Ethem Dinçer



Anket
SEÇİM SONRASI SİYASİ KRİZİN SORUMLUSU KİM

Halen Yürürlükte olan 12 Eylül Yasaları (230)
12 Eylül Yasaları ile geçmişte bu ülkeyi yönetenler (29)
Dokuz Yıldır tek başına İktidarda olmasına rağmen 12 Eylül Yasalarıyla yönetmenin kolaycılığına kaçan Ak Parti (138)
Hepsi (462)


Site İçi Arama


Çok Okunanlar






Ertuğrul  ÜNLÜTÜRK

• Ekrana bakarken

Fidel CASTRO RUZ

Kinizmin ölüm dansı

Rahmi YILDIRIM

DÜNDEN BUGÜNE ASKERİ DARBELER (4)

Tayfun  ŞEN

Siyasal liberalizmin ışıklı cümleleri…

İlyas DANYELİ

27 MAYIS DARBESİ ÜZERİNE

DUYURULAR/BASIN AÇIKLAMALARI 

Madımak Yanmaya devam ediyor hala...

José Martí Küba Dostluk Derneği 

Küba´da Kadın Olmak

Erdal  BOYOĞLU

TAKSİM GEZİ PARKI EYLEMLERİ VE SONUÇLARI

Filiz YALÇIN

PAHA

İbrahim  ERDOĞAN

Hedef 12 Eylül’le yüzleşmek mi ? Oy avcılığı mı?

Lokman ÖĞÜLMÜŞ

ALIŞACAKSINIZ…

Kamber ATEŞ

Kamber Ateş: Referandumda sandığa niye gideyim?

Yılmaz Kızılırmak

Serhildanların gölgesinde 15 – 16 Haziran Büyük İşçi Direnişi

Yeter ÖZDEMİR ŞAHİN

HRANT´A AĞIT

Hüseyin ESENTÜRK

Anayasa referandumunun düşündürdükleri;

Orhan  İYİLER

HALKIMIZA SİZİN İÇİN SUÇ DUYURUSUNDA BULUNUYORUM

Ali BİLGE 

Başkanlık Sistemi ve Kürt Sorunu

Meral  BEKAR

ERDAL, ERDAL, ERDAL

Sibel ÖZBUDUN

BUGÜN ADNAN YÜCEL KONUŞACAĞIZ…[1]

Temel Demirer

“ZAMANIN RUH(SUZLUĞ)U”NA KARŞI İBRAHİM KAYPAKAYA[*]

Atilla  ALTAYLI

8 Mart Emekçi Kadınlar!

Nejat  KANGAL

Biz ‘uyurken’ çocuklar büyümüş

gülsen feroğlu

Ey beyaz Türk; doğrularınla yaşamamı istediğin hayat, benimdi

Sarih BASİT

MAHKEME VAR, ERGENEKON VAR , SOL YOK

Nevzat BERBER

GENEL SEÇİM ÜZERİNE

Ethem DİNÇER

Mersin´in dört günü... YSK Mersin´i sokağa döktü


©  2004 - 2017 • 78'liler.com
Bu sitedeki bilgiler paylaşmak amaçlıdır, izin alınmadan kullanılabilinir...